#86- Atatürk EFSANE Bir Örgütleme Dehasıydı!

0
854

Atatürk’ün ölümünden söz etmekten nefret ediyorum. O bizlerde yaşıyor, bunu biliyorum. Bugün ‘O’nu anarken onun en büyük ustalığı olan örgütlenme faaliyetlerinden söz edelim istiyorum. Bence O efsanevi bir örgütlenme ağı kurmuştu ve bu dikkatle incelenmesi gereken konulardan biri…

İstanbul’a 1918 Kasım’ında gelmişti ve Mayıs 1919’a kadar 6 ay içinde her kesimden insanlarla ilişki kurmuştu. Rahmetli Metin Aydoğan dostum örgütlenme ağını anlatırken heyecan içinde “Saraydan tut da Sirkeci kayıkçılarına kadar; yurt içinden yurt dışına kadar her yanda doğrudan ya da dolaylı örgütlenmeyi başarmıştı!” diye anlatırdı.

Metin Aydoğan’dan özetleyelim:

Mustafa Kemal Paşa gizli örgütlenmeyi yaparken üzerinde işgal güçlerinin koyduğu idam cezası vardı. Buna rağmen her kesime her gruba sızıyordu. Yabancı elçiliklerde bile adamları vardı.

Gizli faaliyetin ustasıydı. Tüm gizli direniş örgütleriyle ilişkisi vardı. Gizli karakol örgütü de bunların başında geliyordu. Örgüt yöneticileriyle ilişkiyi yaveri Cevat Abbas aracılığıyla sürdürüyordu. İlk yeraltı örgütü olan Karakol’u, diğer yeraltı örgütleri izlemişti. Mesela Müdafaa-i Milliye, (milli müdafaa) Felâh, yani Kurtuluş, Mukavemet’i Bahriye, Denizcilerin Direniş Örgütü ve İmalat’ı Harbiye bunlardan bazılarıydı.

İstanbul’daki gizli direniş örgütleri, düşman denetimi altındaki depoları basarak silah ve cephanelere el koyuyordu, Rum ve Ermeni çetelerle çatışıyorlardı. İstihbarat topluyorlardı. Mahallelerde gizli toplantı ve buluşma noktaları oluşturuluyordu. Subaylar kadro oluşturuyordu.

İstanbul’da 18 kadın derneği gizli faaliyette bulunuyordu. Attila İlhan “Bu çılgın bir hareket değil bir mucize de değil” derdi. “Bu ustaca tasarlanmış örgütlü bir eylemin doğal sonucuydu!” derdi.

İstihbarat toplanıyor, kadro oluşturuluyor, cephane baskınları yapılıyor, para bulunuyor çeşitli yerlere silah depolanıyordu. İstanbul camilerinin pek çoğunun bodrumları, savaş malzeme deposuydu.

Mustafa Kemal Atatürk, “Milli Müdafaa Cemiyetini” kurmuştu. Kısa adı “Mim Mim” idi. Örgüt, İstanbul’un Müslüman halkını, Rum ve Ermenilerin saldırılarından korumakla görevlendirilmişti.

Mim Mim’in başkanlığına, Çanakkale’de yanında onbaşı olarak savaşan Topkapılı Mehmet Bey’i (Cambaz Mehmet)i getirmişti.

Mim Mim, baskınlarla ele geçirdiği 38 bin ton silah, cephane ve donanımı, elinde hiçbir motorlu araç olmamasına karşın; kağnılarla, at, deve ya da katırlarla Ankara’ya taşıdı.

O sıra “Ermeni yetimlerin yerleştirilmesi” gerekçesiyle Kuleli Askeri Lisesinden 800 öğrenci, Maçka Kışlasına yerleştirilmişti. Maçka Kışlası cephane doluydu. Öğrenciler Maçka’daki cephaneyi boşaltıp, M.M.’e teslim ettiler. Aynı işi Beylerbeyi Jandarma Okulu öğrencileri de yapmıştı. Yabancıların el koyduğu tüm cephanelere benzer şekilde el kondu.
İşgal yönetimi, yalnızca direnişçileri değil, onlara yardım edenleri de ölüm cezasına çarptırıyordu ama direniş yayılarak gelişti. Mahallelerde, okullarda ve fabrikalarda, halk hızla örgütleniyordu.

İşçilere dağıtılan bir bildiriden birkaç satır okuyalım: “Bir kısım vicdansız ve şerefsiz devlet adamları, yeşil çuhalı masalarda, bize atalarımızdan miras kalan bu ülkeyi parçalamaya ve bölmeye karar verdiler. Bununla yetinmedikleri gibi ölüm fermanımızı çıkardılar… Üstümüze en menfur kavmi saldırttılar; öyle bir kavim ki, sevgili İzmir’imizi bizden söküp aldı. Şimdi aynısını Türklüğün beşiği Trakya’da yapmaya çalışıyor… Düvel-i muazzama kökümüzü kazımaya karar verdi. Ancak biz Ülkemizin mübarek köşelerini müdafaa etmek için, silahlar elimizde öleceğiz…”

Kadın direniş örgütlerine ayrı bir parantez açmak gerekir. İstihbarat onlar olmadan mümkün olamayacaktı. Enver Paşa’nın kız kardeşi Mediha Hanım, Kızılay derneği kadın üyeleriyle beraber Anadolu’yla haberleşmeyi yönetiyordu. Polis şefi Azmi Bey’in eşi, Eski Sadrazamlardan Sait Halim Paşa’nın akrabası Prenses Nimet Muhtar, Avrupa’daki Türk kadınlarını örgütlüyor, Münih’te çalışma yürütüyordu. Topkapılı Ebe Şahende Hanım, Şair Şüküfe Nihal, Nakiye (Elgün) Hanım, işgal İstanbul’unda direnişe katılan, örnek olan kadın önderlerdi.

Prenses Mevhibe Celalettin balolara katılıyor, özel konuşmalardan bilgi sızdırıyordu.
II. Abdülhamit’in kızı Naime Sultan, V.Murat’ın kızı Fehime Sultan, yeraltı direnişi için bilgi topluyorlardı. Mesela Damat Ferit’in “ayaklanma çıkartmak amacıyla ayrılıkçı Kürt örgütleriyle” İstanbul’da görüşme yaptığını Fehime Sultan bildirmişti.

Milli mücadeledeki örgütlenme Mustafa Kemal Atatürk’ün dehasının en belirgin göstergelerinden biridir ve Türk milletine ders olmalıdır. Çünkü ölümlerden ölüm beğen denilen bir millet, bir dehanın önderliğinde sadece 5 yılda örgütlü bir direnişi gerçekleştirmiş ve kurtuluşun kitabını yazmıştır.

Er ya da geç ona layık olacağız! Bu bir zarurettir.

Ruhu şad olsun.

Banu AVAR
10 Kasım 2022

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz