Emre İtaat

0
949

Türkiye’yi denetime almayı yüz yıldır hedef seçmiş olanlar EMRE İTAAT istemektedirler.
Ülkelere sızma planı çerçevesinde 1950’den beri, Ford, Eisenhower, Rockefeller bursuyla eğitilen parlak gençler ülkelerinde en üst yönetim kadrolarına getirilmiştir. Onlara şöyle emredilir.
‘Üretimi durdur! Ülkeni yabancı sermayeye aç!’
Demirel, Ecevit, Özal, emre itaat etmişlerdir.
Sonuncusu 24 Ocak kararlarıyla Türkiye ekonomisinin belini kırmıştır.
Emir devam eder. ‘Küçül, parçalara bölün!’
1990’da Özal BAŞKANLIK SİSTEMİNİ de Anayasa değişikliğini de gündeme getirmiştir.
1990’larda Demirel ‘EYALET ve FEDERASYON’dan sözetmiştir. Ecevit, uluslar arası TAHKİM’e ve bağımsızlığımızı yok eden onlarca yasaya imza atmıştır..
1999’da, bir zamanlar ‘Toprak işleyenin, su kullananın’ söyleminin sahipleri, ‘Herşey yabancı sermayenin!’ uygulamasına geçmişler, Kemal Derviş gibi bir ekonomik tetikçi ülkeye tebelleş edilmiş, KİT’ler yokolmaya terk edilmiş, özelleştirme kararları tavan yapmıştır.
Bahçeli’li Ecevit’li hükümet Danıştay kararlarını hiçe saymıştır..
2000 yılında, Çetin Doğan’ın damadı Dani Lodrik, Merkez Bankasının başına getirilmiş, Türk parasının değeri bir günde yüzde 40 düşüvermiştir.
Halkın unutmadığı işte bunlardır.. 70 yıldır dolu dizgin giden satılan servetin hesabıdır…
AKP tüm bunların devamıdır. Ve tarihin bu döneminde çok daha pervasızdır.. Tek Dünya devleti peşindeki zionistlerin fazla zamanı kalmamıştır. O nedenle planlarını hızla uygulamaya sokuyorlar. Ve bir türlü başeğdiremedikleri Türkiye’ye sahte bir İslam dayatarak, zionist istekleri hayata geçirmeyi planlıyorlar. (Prof. Hüseyin Hatemi’nin ‘Gülen cemaatinden Amerikan, Yahudi lobisinin beklentileri vardı. İlk vekâleti onlar verdi.’ açıklaması önemlidir.)
Getirecekleri ‘Son Anayasa, ‘Yeni Dünya Düzenciler için ‘daha çok yerelleşme, daha çabuk federasyon, daha çok kan, daha fazla petrol, daha fazla krom, daha fazla bor, daha fazla su….’ demektir.
İkaz mekanizması
İşte bu ulvi amaçlar için ‘SİSTEM’ mutlak sadakat ister. İktidar da muhalefet de sistem içinde olmak kaydı şartıyla sağa sola dansedebilirler. Sistemin dışına kayıyor gibi görünenler derhal İKAZ edilir. İkazlar, seks kasedi olarak, ses kaydı şeklinde, bazen kurşunla, ve her türlü şantaj veya rüşvetlerle gelebilir. İktidar partileri kadar Muhalefet partilerine de ‘uygun’ kişiler sızdırılır, ana muhalefet formatlanır, ‘akil adamlar’ ‘beyin takımı’ ustalıkla seçilir yerleştirilir.
Muhalefet, SİSTEM İÇİNDE uslu uslu giderken, sadakatsizlik yapar, durduğu yeri unutur, gerçekleri halka açıklamaya başlar, ve açıklamalar halkta yankı bulursa başına gelmeyecek şey yoktur!
Kısacası SİSTEM İÇİ olmak kaydıyla ‘demokrasi’ vardır. Sistemin dışına çıkanlar küresel dikta ve içerdeki uzantılarınca önce İKAZ sonra HAL’LEDİLİR:
Muhalefete duyurulur!
1 Ekimde seçim çalışmalarına başlayacak olan MUHALEFETE bu milletin mensupları yazar çizerleri olarak sesleniyoruz.
Muhalefet önümüzdeki seçimlerde kazanmak istiyorsa, KEMAL DERVİŞ’lerin gözlüğüyle değil, Türk milletinin gözüyle duruma bakmalıdır.
Pensilvanya’ya göz kırpmayı bırakmalıdır.
CFR’ye* Bilderberg’e*, Davos’a, Avrupa’ya koşacağına Tunceli’ye, Erzurum’a Samsun’a, Hatay’a koşmalıdır.
Küresel ‘aydınlar’ yerine, Milli aydınlarla fikir teatisi yapmalıdır.
Brüksel ve Washington hattına parmak kaldırmaktan vazgeçip, Ankara merkezli iç ve dış politikalarını, önerilerini açıklamalı, kendilerine ‘Neo Kemalizm’ adı altında Atatürk düşmanlığı tavsiye edenlere tokat gibi cevaplar vermelidir.

      Ey tüm Muhalif merciler! Nerede durduğunuza bir daha bakın.
      Burası Yedi Düvel Anayasası ile ‘bölünmek’ istenen bir ülkedir! Tavrınızı ona göre alın. 2005’de ABD ‘Fas’dan Pakistan’a 22 ülkeyi böleceklerini’açıklamıştır. Bu harita içinde Türkiye’de vardır!
      Vamık Volkan’dan toplum mühendisliği tavsiyeleri alıp, ‘Acıyı anlamak’ ‘önyargılardan arınmak’ ‘daha fazla demokrasi’ gibi politik psikoloji tuzaklarına düşmeden , bu ülkenin her bir vatandaşının demokrasi ihtiyacının ANCAK, BAĞIMSIZ MİLLİ BİR EKONOMİYLE mümkün olacağı halka anlatılmalıdır.
    Post modern Sosyolojik yaklaşımlarla, ya da naftalin kokulu hamasi söylemlerle gidilecek yol kalmamıştır.

Halka yaslanmak!
Hele hele, CHP’nin sosyal demokrasi söylemi tümüyle ÇAĞDIŞIDIR! Bu söylem de çıkmaz sokaktır. Sencer Ayata bey tarif verdi bir televizyon programında: ‘Sosyal demokrasi, emekle sermayenin yaklaşmasını sağlamaktır!’ diye…
Sosyal demokrasi tarih sahnesinde kapitalizm için oynadığı rolün artık en sonundadır.
4C ile köleleşmiş emekçi ile ülkeyi kuşatmış yabancı sermaye arasında ‘yakınlaşma’ dan sözetmek bile AKP’den daha geri bir noktaya düşmek demektir.
Özetlersek, beyin kadrolarını AB ABD tedrisatından geçmiş ve geçmekte olanlarla dolduran, ABD memurlarıyla yakın ilişkili olarak ve onların ‘demokrasi projesine’ uygun davranarak seçime hazırlanan, ‘arkamızda BATI olmazsa, kazanamayız ki…’ aczine düşen, muhalefet mensupları bilsinler ki hiçbir zaman kazanamayacaklar. Çünkü iktidara ve içinde bulunduğu SİSTEM’e ZIT seçenekleri belirleyip ortaya koyamayan muhalefet kaybetmeye mahkumdur.
Bu ülke halkının, yüzde 90’a yakın ABD politikalarına , yüzde 70’i Avrupa politikalarına HAYIR diyor… Washington -Brüksel hattına parmak kaldırmak yerine, HALKINA yaslanan siyasi ERK, eninde sonunda kazanacaktır…

Banu AVAR, 28 Eylül 2010
Önceki İçerik‘BÜYÜK KÜRDİSTAN’: Projenin Adı!
Sonraki İçerikYugoslavya Dersleri!
2009’da Avrasya TV'de DÜNYA DÜZENİ adlı haber programını yaptı. 2004-2008 arasında TRT'de ‘SINIRLAR ARASINDA’ Haber Belgesel Programının yapımcısıydı. Londra City University televizyon bölümünde yüksek lisans yapan ve BBC TV Belgesel kurslarını bitiren Banu Avar BBC Türkçe bölümünde yapımcı ve sunucu olarak çalışmış, TRT’nin Londra muhabirliğini üstlenmiş; Günaydın, Vatan, Dünya, Politika gibi gazetelerde muhabir olarak çalışmış ve birçok dizi yazıya imza atmıştır. TRT 1 ve TRT 2’de yapımcılığını, yönetmenliğini ve sunuculuğunu üstlendiği "Mozaik" ve "Kaleideskop" programları yayınlanmıştır. "32. Gün" programının ilk yıllarında programın Londra muhabirliğini yapmış ve Kıbrıs, Demirkırat gibi belgesellerde yapımcı, araştırmacı olarak görev almıştır. BEN SEZAR (‘I, Ceasar’), KIRIM SAVAŞI (‘Crimean War’), BÜYÜK OYUN ‘The Great Game’ ve TRUVA ‘Troy’ gibi BBC ve Discovery Channel belgesellerinin künyesinde Türkiye prodüktörü olarak yer almıştır. 1999’da TV8’in belgesel bölümünü kurmuş, 2004’e kadar 30’dan fazla belgesele imza atmıştır. 2004 yılında -Attila İlhan ve Erol Manisalı ile birlikte- işine son verilmiştir. Denizciler, Bir Zamanlar Kıbrıs’da, Artık BİZ DE varız!, Devlerin Savaş Alanı Afganistan, Türkiye Sevdalıları gibi belgesellerden OHRİ, GÜZEL OHRİ Makedonca’ya çevrilmiş ve Makedon Ulusal TV Kanalında bir çok kez gösterime girmiştir; Rıza oğlu Haydar ALİYEV belgeseli ise Azerbaycan Devlet Kanalında defalarca yayınlanmıştır. 2004 yılında yapımına başladığı; Balkanlar, Kafkasya, Orta Doğu, Orta Asya, Çin, Hindistan, Güney Amerika ve Avrupa’dan dosyalarla 82 ülkeden konuların yer aldığı Sınırlar Arasında belgeseli 2008 mayıs ayında ABD, İsrail, Gürcistan, İsveç Büyükelçilerinin şikayetleri sonucu yayından kaldırıldı.. Bu gerekçe TRT üst yönetimi tarafından beyan edilmiştir! Avar daha sonra, 2009 Şubat - Haziran arasında AVRASYA TV (ART)'de "DÜNYA DÜZENİ" adlı haber programını yaptı. Banu Avar, 2004-2008 yılları arasında 40'dan fazla kurumdan çeşitli ödüller ve plaketler almıştır. 8 kitabı bulunmaktadır: Sınırlar Arasında (2006) Avrasyalı Olmak (2007) Hangi Avrupa (2007) ‘Böl ve Yut!’ (2008) Hangi Dünya Düzeni (2009) Kaçın Demokrasi Geliyor (2010) Gün O Gündür (2012) Zemberek (2016)

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz