#83- İstanbul’un İşgali (16 Mart 1920)

0
210

102 yıl önce 16 Mart 1920’de sabaha karşı İngiliz, Fransız, İtalyan ve Yunanlı deniz piyadeleri, İstanbul’u işgale başladılar. Tüm hükümet binaları, telgraf merkezleri, Türk ocağı binası, karakol ve kışlalar, silah depoları ele geçirildi. Şehzadebaşı Karakolu’nda, 6 er şehit edildi, İstanbul ve çevresinde sıkıyönetim ilan edildi. Gazeteler yasaklandı. Beykoz’da çeteci diye 27 taş ocağı işçisi öldürüldü. Yalnızca Türkleri yargılayacak özel askeri mahkemeler kuruldu. İngiliz birlikleri 16 Mart akşamı Meclis’i sardılar. 85 milletvekilini tutukladılar! 11 Nisan 1920’de Osmanlı Meclisi kapandı.

‘İngiliz Muhipleri Cemiyeti’nin kuruluşuyla işgal süreci birbirine paraleldir. Türkçesiyle ‘İngilizleri Sevenler Derneği’ kurulalı henüz bir yıl olmuştu… 1919 ile 1920 arasındaki o bir yıl, önemli bir 1 yıldı!

İngilizlere muhabbet duyanlar, para ve güce “âşık” olanlar İngilizlerle el ele verdi.
İngiliz büyükelçiliği içerdeki işbirlikçileri tespit etti. Papaz Frew ve tercüman Ryan ve General Deeds operasyonu yönetenlerdi, kendilerine parmak kaldıran Sait Molla başta olmak üzere birçok hainle el ele verdiler.

İngiliz Severler Cemiyeti’ni Sait Molla’ya kurdurdular.

Taktik: İslamcı tarikatlarla işbirliği yapılarak büyük kitleleri etkilemekti.

Sonuç: ‘İngiliz İslam’ı olacaktı.

Birkaç ay sonra Sait Molla, Papaz Frew’a yazdığı mektupta cemiyetin gizli amaçlarını teyit etmişti.

1) Anadolu’da ayaklanmalar çıkarmak,
2) Milli iradeyi felç etmek,
3) Kurtuluş için tek yolun İngiliz himayesi olduğunu yaymak,
4) Suriye, Filistin ve ırak’ı İngiltere’ye bağlamak için çalışmak!

Çalışmaları sonuç verdi. 1919 ve 20’de Aznavur İsyanı, Bolu-Düzce İsyanları, Konya-Bozkır İsyanı, Cemil Çeto Kürt İsyanı, Pontus Rum İsyanı, Yozgat, Zile İsyanı İngilizlerden gelen altınlarla örgütlendi ve İngiliz Muhipleri Cemiyeti kurulduktan yaklaşık bir yıl sonra 16 Mart 1920’de İstanbul’u İngiliz çizmesi çiğnedi. Türkler sokağa çıkamaz hale geldi! İngiliz sever Alemdar gazetesi, “geç kaldılar! Daha önce gelmeliydiler!” demişti. İngiliz Muhipleri Cemiyeti’ne mensup imamların sayısı çoğaldı, bu imamlar Yunan işgal kuvvetlerine destek vaazları verdiler, bu arada Şeyhül İslam Dürrizade’den, sadrazamlara, nazırlara kadar İngiliz parası cebine girmeyen hain kalmadı.

Anadolu’da Kurtuluş Savaşı için şuralar toplayan Mustafa Kemal’in kellesini istiyorlardı.

Mütareke basını, Mustafa Kemal Paşa için ‘cezası idamdır!’ manşetleri atıyordu.

Padişah Vahdettin İngilizlerle gizli anlaşmalar yapıyordu.

Bugün, ‘zavallı saltanat’ın yürek burkan hikâyesini yazanlar ve ABD adına Neo-Osmanlı düşüncesine zemin hazırlayanlar bu gizli anlaşmaları gayet iyi biliyorlar.

Bu anlaşmalara göre saltanat:
1) İngiliz mandasına girmeyi;
2) Bağımsız Kürdistan projesinin hayata geçmesini;
3) Hilafet nüfuzunun İngiliz çıkarları için diğer Müslüman ülkelerde kullanılmasını;
4) Türk milli kuvvetlerini bastırmak için hilafet ordusu oluşturmayı;
5) Kıbrıs’tan tümüyle vazgeçmeyi
12 Eylül 1919’da kabul etmişti.

Bugün de gerek İslam’ı gerek Sol’u gerekse Türkçülüğü kullanarak Batı’yla el ele bu vatana ihanet edenler vardır. Onlara Sait Molla gibilerin sonunu hatırlatmak isteriz.

İngiliz Muhibbi Sait Molla ve diğer işbirlikçiler, vatansız ve şerefsiz olarak tarihin derinliklerinde yok olmuşlardır.

Mustafa Kemal Atatürk’ün ‘naçiz bedeni’ toprak olmuştur ama düşünceleri en taze şekilde bizlere yol göstermektedir.

O bizde yaşamaktadır ve bizimledir.

“Siz ölürseniz biz n’aparız?” diyen köylüye “Atatürk sensin!” demiştir.

Banu AVAR
16 Mart 2020

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz