#66- 2021’den Kalanlar: Hali Pür Melalimiz ve Dünyadaki Durum

0
90

Hani her gece ekranlarda ya da dış destekli sosyal medya alanlarında boy gösteren bilirkişiler var ya, Batı dünyasının reklamını yaparlar. Onlar için Batı kabedir. Diğerleri kötüdür, kakadır, uzak durulması gerekendir.

Bu zevat, Amerikalı ya da Avrupalı ekonomistler, siyasetçiler, sanatçılar veya kültür adamlarından alıntı yaparlar. Tezlerini ‘Batı’lı büyüklerine dayandırırlar ve onlar neyi savunuyorsa harfiyen savunurlar. Hatta Batı’lılar Türk’lere nasıl bakıyorlarsa onlar da kendi vatandaşlarına öyle bakarlar. Türkiye’de özellikle basın yayının ve üniversite mensuplarının büyük çoğunluğu böyledir. Kendi özgün fikirleri oluşmamıştır Batı dışındaki fikir adamlarını kaale almayı zul sayarlar. Onlara göre Hintli ya da Cezayirli bir bilim adamı ancak Amerika’da bilim yapıyorsa kulak verilebilir biridir.

Yeni bir yılın eşiğinde ‘neden bu konuyla açılış yaptın’ derseniz? Ne yapayım, her gün dinleyip, izlediklerimden, verilen yalan yanlış bilgilerden, halkı enayi yerine koyma arzularından midem bulanıyor. Allah’tan işportacı Zehra teyzeler var da içimize biraz su serpiliyor.

Tabii ki tarafsız ve tam bağımsız bir bakışla dünyayı ve ülkemizi değerlendiren akademisyenlerimiz, bilim adamlarımız, gazetecilerimiz de var. Onlara minnettarız.

2021’in sonunda ne idiği belirsiz bir salgınla boğuşmaya devam ediyoruz. Hayatımızda Covid19, Omikron, Delmikron gibi korkular var. Milyarlarca dolarlık aşı savaşlarının da seyircisiyiz.

Rekabet o kadar sert ki ne çocuk dinliyor ne yaşlı! Dünya ikiye bölündü ve ne aşı yaptıran ne aşılardan uzak duranlar 5 yıl sonra ne olacağını bilemez halde kaldı. Bunun ruh sağlığımız üzerindeki etkilerini de sanırım ileriki yıllarda gözlemleyeceğiz.

Tüm bunların üzerine işsizlik, yoksulluk geldi oturdu. İşsizlik ve yoksulluk ülkeden hiç ayrılmamıştı ama hiç bu kadar nefes kesici de olmamıştı. 2021’in son ayında dört kişilik ailenin açlık sınırı 4.000 TL ve yoksulluk sınırı 13.000 TL. Belki bunca yokluk yoksulluk arasında rakamlara göz atmak en önemlisi. Türkiye’de nüfus 84 milyon! Döviz mevduat hesabı olan 360 bin kişi! Bu her şeyi anlatmıyor mu?

Ekranları işgal eden ibrikçibaşlarından biri benzer şeyler söyleyen birine, “sen servet düşmanı mısın?” dedi.

İnanılmaz değil mi?

Bu şekilde bir servetin tabii ki düşmanıyız! Birileri saat 5’de pazardan çürük sebze toplarken birileri yurtdışında rezidanslar alıyorsa burada bir yanlış var demektir.

Ve çürük sebze toplayanlar bu milletin emekçileri, öğretmenleri, emeklileri ise para balyalarıyla oynayanlar ise şarlatanlıkla gece yarısı kur oyunlarıyla bu milletin parasına el koymuş olanlarsa, böylesi bir servete tabii ki düşmanız. Çünkü o bizim paramız!

Evet, 84 milyonda 360 bin kişi. 360 bin kişi kenara döviz koyabilmiş! Hadi biraz daha iyi durumda olanları da katalım, bu sayıyı 2 milyon yapalım. Nüfusun gerisi borçlu harçlı, yaralı!

Bir de son zamanda nüfusa katılan sığınmacılarımız var. Bir cümleyle değinmek gerek. Tek bir haber yeterli!

Haber Kayseri’den:

Kayseri Esnaf Kredi ve Kefalet Kooperatifi Başkanı Mustafa Alan, Kayseri’de 2021 yılı içerisinde 1138 esnafın iş yerini kapattığını ve buna karşın 1200 Suriyelinin Kayseri’de iş yeri açtığını söyledi.

Kayseri’de dükkânını kapatan esnaf sayısı 1138, Suriyelilerin açtığı dükkân sayısı 1200. Suriyeliden vergi alınmıyor, işçisi vergi ödemiyor, bir de devletten yardım alıyor. Kayserili ise ucuz ekmek kuyruğunda sıra bekliyor.

Dünyadaki duruma bir bakalım.

Aslında her ülke benzer koşullarda. Varlıklarına el konmuş ve ülke yönetimlerine küresel çetenin memurları oturtulmuş.

Dünya varlıklarının yüzde 70’i petrolü, silahı, uyuşturucuyu elinde tutan çetenin mülkiyetinde.

Bu çete zaman zaman kendi içinde birbirini yiyor. 1. ve 2. paylaşım savaşlarında o nedenle milyonlarca insan katledildi.

İşte yine birbirlerini yeme zamanları! Kapitalizm sıkıştı. Sistem yürümüyor.

Para babaları ve çeşitli ülkelerde başa getirdiği memur yöneticiler sıkıştı. Serbest piyasa zengini daha zengin, fakiri daha fakir yaptı. Artık oyunda sona gelindi.

Halk bir kez daha bir kukla tiyatrosu izlemeyi mi seçecek yoksa egemenliğin kendisine ait olduğu bilinciyle mi bu kısır döngüye bir son verecek?

Göreceğiz!

2021’in bence en dikkat çekici olaylarının başında sınırlarımızda ve Rusya çevresinde ve Avrupa’daki askeri hareketlilikti.

Suriye’nin kuzeyinde Rakka’da PKK’ya yapılan Amerikan askeri yardımı kasım ayında 900 tırı geçti.

Amerika bu bölgeye Hummerlar, jipler, vinçler binlerce makineli silah, binlerce tanksavar, havan topu yolladı ve yollamaya devam ediyor.

Amerika batı komşumuz Yunanistan’ı da silahlandırıyor. 2021’de Dedeağaç’a binlerce asker konuşlandırıldı. Yunanistan’a yaklaşık 10 milyar dolarlık silah yığılacak.

Arkasına Amerika’yı, Avrupa’yı alan Yunanistan Ege’deki adalara el koymakla kalmadı, karasularının kullanım hakkı Türkiye’ye ait olan ‘Taşoz Adası’ndan günlük 4 bin varil petrol çıkarıyor. Ve Türkiye’den çıt çıkmıyor!

Eski Milli Savunma Bakanlığı Genel Sekreteri Emekli Kurmay Albay Ümit Yalım, Saygı Öztürk’e bölgede, Türkiye’ye ait 111 milyon varil petrol rezervi olduğunu söyledi.

Türk karasularındaki petrol kuyularını 6,5 yıldır işleten Yunanistan ve İsrail bugüne kadar 10 milyon varil petrolümüzü çaldı, çalmaya da devam ediyor.

İçerde halka iş, ekmek, sağlık sağlayamayan yönetim ülke varlıklarını da koruyamaz halde. Belki de Yunan’a göz yumularak bazı bedeller ödeniyor. Kim bilir!

Amerika, Rusya çevresini kuşatmak için Türkiye gibi NATO üyelerini kullanırken tüm bölgeyi üslerle çevreleme peşinde. Evet, Amerika’nın Türkiye’de zaten onlarca üssü var ama Ege’deki yayılım göz çıkarmaz diye düşünüyor olmalılar.

2021’de Arktik Savaş da hızlandı.

Kuzey Kutbu, Amerika ile Çin ve Rusya arasındaki yeni savaş alanı.

Önemli bir ticaret yolu olarak belirlenen ve Rusya nüfus alanında yer alan bu yol Amerika’nın hedefinde!

Amerika, İskandinavya’yı ‘Büyük İskandinavya’ projesi ile Rusya’ya karşı kendi nüfus alanı haline getirmek için adımlar atıyor.

Bu coğrafyada NATO üyesi Danimarka ve Norveç ile NATO üyesi olmayan İsveç ve Finlandiya’yı NATO’da birleştirmek istiyor. Rusya, İsveç ve Finlandiya’nın NATO’da yer almaması için elinden geleni yapacağını söylüyor derken Finlandiya hava kuvvetleri avcı uçağı ihalesini kim kazanıyor: Lockheed Martin (Amerika Birleşik Devletlerinin Ünlü Lockheed Martin Şirketi) ihaleyi alıyor.

Amerika bu yıl Çin’e karşı da hızlı adımlar attı. Yeni ittifaklar kurdu. Mesela “Quad” adlı ittifakta; Japonya, Avustralya ve Hindistan var. “Aukus” adlı ittifak da ise; Avustralya, ingiltere ve Amerika omuz omuza.

Tüm çevremizde inanılmaz bir askeri hareketlilik var demiştik. 2021’de çok dikkat çekici birçok tatbikat yapıldı. Yaz aylarında on binlerce asker ‘Defender Europe 21 Tatbikatı’nda yer aldı.

NATO’nun Almanya ve Amerika karargâhları tatbikatı Rusya’ya karşı yaptıklarını yazılı olarak açıkladı.

Almanya Ulm Komutanlığı görevini şu sözlerle açıkladı: “Rus kuvvetlerinin tehdidi altında olan doğu cephesinde ittifakın güçlenmesini sağlamak için, birliklerin Avrupa sınırları boyunca hareketliliğini sağlamak.”

Bu arada Avrupa’daki Amerikan ordusu Avrupa Birliği’nden -askeri bir chengen bölgesi-oluşturulmasını talep ediyor.

Bu bölgelerde askeri araçların rahat geçiş yapacağı köprüler, yollar, demiryollarının ya yapımı ya da yenilenmesi anlaşmalara bağlanıyor.

Avrupa ülkeleri arasında da ilginç ittifaklar oldu. 2021’de ‘Quirinal Anlaşması’ bunlardan biri. Fransa İtalya’yla bir araya geldi.

Almanya şansölyesi Merkel’in koltuğu boşalınca bu ittifak ortaya çıktı. Bu anlaşmayla Paris-Berlin hattı yerini Katolik kuşağa bırakıyor. Tarih boyunca gırtlaklaşan Paris ve Roma el ele veriyor.

İtalya ve Fransa, anlaşma maddelerinde askeri birliği ve güvenlik konularını öne çıkarıyor.

Anlaşmalarda “NATO’nun yerini alan değil, onu tamamlayan gerçek bir Avrupa savunması inşa etmeliyiz: daha güçlü bir Avrupa, NATO’yu daha da güçlendirir.”sözleri dikkat çekici.

Doğu-Batı ayrımı hiç bu kadar netleşmemişti.

Bunlar Batı’daki gelişmelerdi. Doğu’da da çok önemli gelişmeler oldu. Hani başta söyledim ya o gelişmeler belli zevat tarafından pek görülmez ve dile getirilmez ama dünyadaki dengeyi yerinden oynatacak gelişmelerdir.

Rusya ve Çin, Amerika’nın kendilerini kuşatma adımlarına karşı ittifakı iyice pekiştirdiler.

Ortadoğu’da, Afrika’da, Güney Amerika’da ortaklıkları var. Şanghay işbirliği örgütü yanı sıra Brics de önemli ekonomik adımlar atıyor. Kim bunlar? Brics’de Brezilya, Rusya, Hindistan, Çin ve Güney Afrika var. 2001’de kurulan Şanghay işbirliği örgütüne bu yıl İran da katıldı. Diğerleri: Rusya, Çin, Kazakistan, Kırgızistan, Tacikistan, Özbekistan, Hindistan, Pakistan… Toplam 11 ülke Amerika’ya karşı çok etkili bir cephe oluşturmakta ve dünyanın artık tek kutuplu olmadığı ortada!

Çin’in ekonomik yükselişi Amerikan yönetimini endişelendiriyor. Rakamlara bakalım: Çin Avrupa’daki 174 kente demiryoluyla yük taşıyor.

Barış Doster geçen gün yazdı:

“Günde 78 yük katarı, 23 Avrupa ülkesinde, 174 kente doğru yola çıkıyor. Çin dış yatırımda dünyada ilk sırada ve Çinli yatırımcalar 2020 yılı içinde kuşak yol ülkelerinde 11 bin şirket kurmuşlar.”

Amerika endişelenmesin m
İşte o nedenle ortalıkta kan ve barut kokusu var.

Yeni bir paylaşımın kokuları bunlar!

Ama bu itişip tepişmenin de bir sonu var.

2022’nin hepimize sağlık, sağduyu, huzur getirmesini dilerim. Aklımızı kullanmayı, mantığa başvurmayı unutmazsak ve azim ve kararlılık gösterirsek alçaklığın üstesinden gelebiliriz.

Bunu biliyorum.

Banu AVAR
31 Aralık 2021

Önceki İçerik#65 – Hürriyet ve Bağımsızlık benim karakterimdir!
Sonraki İçerik#67- Kazakistan Dün ve Bugün
2009’da Avrasya TV'de DÜNYA DÜZENİ adlı haber programını yaptı. 2004-2008 arasında TRT'de ‘SINIRLAR ARASINDA’ Haber Belgesel Programının yapımcısıydı. Londra City University televizyon bölümünde yüksek lisans yapan ve BBC TV Belgesel kurslarını bitiren Banu Avar BBC Türkçe bölümünde yapımcı ve sunucu olarak çalışmış, TRT’nin Londra muhabirliğini üstlenmiş; Günaydın, Vatan, Dünya, Politika gibi gazetelerde muhabir olarak çalışmış ve birçok dizi yazıya imza atmıştır. TRT 1 ve TRT 2’de yapımcılığını, yönetmenliğini ve sunuculuğunu üstlendiği "Mozaik" ve "Kaleideskop" programları yayınlanmıştır. "32. Gün" programının ilk yıllarında programın Londra muhabirliğini yapmış ve Kıbrıs, Demirkırat gibi belgesellerde yapımcı, araştırmacı olarak görev almıştır. BEN SEZAR (‘I, Ceasar’), KIRIM SAVAŞI (‘Crimean War’), BÜYÜK OYUN ‘The Great Game’ ve TRUVA ‘Troy’ gibi BBC ve Discovery Channel belgesellerinin künyesinde Türkiye prodüktörü olarak yer almıştır. 1999’da TV8’in belgesel bölümünü kurmuş, 2004’e kadar 30’dan fazla belgesele imza atmıştır. 2004 yılında -Attila İlhan ve Erol Manisalı ile birlikte- işine son verilmiştir. Denizciler, Bir Zamanlar Kıbrıs’da, Artık BİZ DE varız!, Devlerin Savaş Alanı Afganistan, Türkiye Sevdalıları gibi belgesellerden OHRİ, GÜZEL OHRİ Makedonca’ya çevrilmiş ve Makedon Ulusal TV Kanalında bir çok kez gösterime girmiştir; Rıza oğlu Haydar ALİYEV belgeseli ise Azerbaycan Devlet Kanalında defalarca yayınlanmıştır. 2004 yılında yapımına başladığı; Balkanlar, Kafkasya, Orta Doğu, Orta Asya, Çin, Hindistan, Güney Amerika ve Avrupa’dan dosyalarla 82 ülkeden konuların yer aldığı Sınırlar Arasında belgeseli 2008 mayıs ayında ABD, İsrail, Gürcistan, İsveç Büyükelçilerinin şikayetleri sonucu yayından kaldırıldı.. Bu gerekçe TRT üst yönetimi tarafından beyan edilmiştir! Avar daha sonra, 2009 Şubat - Haziran arasında AVRASYA TV (ART)'de "DÜNYA DÜZENİ" adlı haber programını yaptı. Banu Avar, 2004-2008 yılları arasında 40'dan fazla kurumdan çeşitli ödüller ve plaketler almıştır. 8 kitabı bulunmaktadır: Sınırlar Arasında (2006) Avrasyalı Olmak (2007) Hangi Avrupa (2007) ‘Böl ve Yut!’ (2008) Hangi Dünya Düzeni (2009) Kaçın Demokrasi Geliyor (2010) Gün O Gündür (2012) Zemberek (2016)

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz