İrlanda 'Modeli' Mi?! / Banu AVAR

0
874

Yeni dünya düzeni, federal yapıyı öngörmektedir! İspanya’da, İngiltere’de özellikle sosyal demokrat etiketli hatta kendilerini sosyalist olarak niteleyen partiler başa gelmekte ve Amerika’nın büyük desteğiyle federalizmi hayata geçirmektedir.
Yeni düzen, çok parçalı özerk bölgeler istiyor. Güçlü devlet, bu parçaları emperyal amaçlar doğrultusunda kullanacak, şekillendirecektir…
‘Referandum, seçim hepsi gösteri!’ diyordu Colm Bryce. Ona göre amaç tekti! Heryerin küresel elitin çıkarlarına göre şekillendirilmesi…
‘Bizi neo-liberal küresel ekonomilerin ve özelleştirmelerin bir parçası haline getirmek istiyorlar. Mesela şu anda, burada zengin su kaynaklarını özelleştirmeye çalışıyorlar. Bu da her evden yılda 300-400 pound arasında su parası alınacağı anlamına geliyor. Tüm bu sürecin sonunda İrlanda’da su dağıtımı özel girişimcilerin çıkarlarına terk edilmiş olacaktır.’
‘Kelt Kaplanı!’
80’lerde hiçbir geliri olmayan ve dünyanın en yoksul ülkeleri arasında bulunan Güney İrlanda, bugün ‘kelt kaplanları’ diye anılıyor. Yabancı yatırımın şişirdiği bir numaralı ülke olarak gösteriliyor…
Peder Troy, ‘kelt kaplanları’yla gurur duyuyor…

  • ‘Biz İrlanda ekonomisine ‘kelt kaplanı’ deriz ve bu ekonomi, çok büyük oranda Amerikan yatırımlarına bağlıdır. Büyük şirketlere bakarsanız, intel, dell, pfizer gibi şirketler adadaki dev yatırımcılardır. Ve zaten ‘kelt kaplanı’nı yaratan da bunlardır.’

İki İrlanda arasında ayrım yapmadan konuşuyordu. Oysa iki İrlanda’nın durduğu yer çok farklıydı…
Her iki İrlanda’da oldukça faal çalışan ‘kelt kaplanları’ vardı ama acaba nüfusun kaçta kaçıydılar! Aslında İrlanda toprakları, barış sürecinde başka bir terörle yüzleşiyordu. Bu, en çirkin yüzüyle ekonomik terördü. Dört bir yandan sarmalanan İrlanda geleceğini düşünüyordu. Yine Sosyalist İşçi partisi’nden Colm Bryce anlatıyor:

  • ‘Güney İrlanda, çok uluslu şirketlere düşük ücret ve düşük vergi cenneti olarak kendini tanıtıyor. Çok uluslu şirketler burada, Avrupa pazarlarını kontrol etmek amacıyla bir platform sahibi olmayı amaçlıyorlar. Güney İrlanda’da, son on yıl içinde çok büyük bir ekonomik büyüme yaşandı. İrlanda hükümeti ,düşük maaşlı nitelikli işçi sloganıyla büyük şirketleri buraya davet etti. Ne oldu? Çok uluslu şirketlerin karlarında inanılmaz bir artış oldu! Halkın yararlandığı hizmetlerde ise inanılmaz bir düşüş yaşandı. Sağlık ve sosyal hizmetler yok edildi , çalışanlar aç kaldı!’

Sokaklar eski militanların köşe başlarına oturduğu, hızla zenginleşen birilerinin yanında, bu zenginliği seyredenlerin çelişkisini yansıtıyordu…
Belfast’da, sosyal hizmetler yavaşça yokoluyor, garip bir yükselen sınıf yoksulluğun arasından boy gösteriyordu.
Colm’a göre, zaman zaman çatışan İngiliz ve Amerikan çıkar grupları, kendi seçkinlerini yaratıyorlardı.. Barış sürecinin en belirgin özelliği buydu…
‘Barış süreci’, kimlik çatışmasının üzerinde yükseliyor. İngiliz ve İrlanda kimliği arasındaki çatışma, her tür çabayı dar bir çerçeveye kilitliyor. Mesela burada bir hastane kapatılıyor. Mecliste bu konu üzerine yöneltilen ilk soru, ‘hastanenin katolik mi yoksa protestan bir bölgede mi olduğu’. “neden sağlık hizmetlerinden kesinti yapılıyor” ya da “neden okullar özelleştiriliyor ve satılıyor?”, diye kimse sormuyor!! “Irak’a akıtılan milyarlar var da neden bu temel ihtiyaçlarımız için para yok” diye sorulmuyor!’
Yeni dünya düzeni her iki İrlandanın üzerine çökmüştü…
Amerika, birleşik bir İrlanda istiyordu.… Uzun zamandır herkesin dilinde ‘Tek bir İrlanda’, İrlandaların birleşmesi dolaşıyor… Yapay olarak bölünmüş İrlanda şimdi ekonomik bir işgali yaşıyor. Küresel güçler, güneyin altını üstüne getiriyor. Foreign Policy dergisi, İrlanda Cumhuriyeti’ni küreselleşme şampiyonu ilan ediyor. Beş milyon nüfuslu ülke 100 milyar dolarlık ihracat yapıyor. İrlanda cumhuriyetine gelen Amerikan yatırım fonu, çok uluslu şirketlere teşvik kredisi için kullanılıyor ve halkın açlıktan nefesi kokuyor.
Güney kuzey arasındaki para akışı, süper güçlerin kontrolünde bir çeşit mafya dünyanın çeşitli köşelerine İrlanda’nın kuzey ya da güneyinden ulaşıveriyor…
Ünlü Shannon havalimanı Amerika’nın en gözde noktalarından biri. 2006’da Uluslararası Af Örgütü, Shannon’a inen CIA uçaklarının kayıtlarını ele geçirdiğini ve havaalanının illegal amaçlarla kullanıldığını iddia ediyor. Shannon, Amerika için vazgeçilmez.. Colm, Shannon’un önemini şöyle anlatıyor:

  • ‘Bu son dönemde küresel elitin İrlanda’daki en büyük stratejik çıkarlarından biri, Shannon havaalanının Ortadoğu’ya saldırı için bir üs olarak kullanımıdır… Bugün Amerika’yı, İngiltere’yi yöneten elitin amacı, Ortadoğu’yu tam bir sömürge haline getirmektir. Yeni dünya düzeni bunu amaçlıyor. İrlandaların bu dönemde çok stratejik ve ekonomik önemi olmayabilir ama burası da yeni dünya düzeni projesinin bir parçasıdır!.’

Ve devam ediyor:

  • ‘En önemli amaç Amerika’nın tüm Avrupa’da potansiyel istikrarsızlıkların korunmasını istemesidir. Bu yüzden Kuzey İrlanda’da ortamın sakinleşmesini ve barış görüşmelerinin başlamasını istediler. Dünyanın birçok başka yerinde Kosova’da, Afganistan’da, Irak’da kanlı savaşlara imza atarken burada SUNİ BİR BARIŞ SÜRECİNİ formüle ettiler.’

Banu AVAR
HANGİ AVRUPA? kitabı, “İrlanda’da ‘barış’ ve ‘süreç’!” bölümünden…

[email protected]

Önceki İçerik2013 Sonun ve Başlangıcın Yılıdır! / Banu AVAR
Sonraki İçerik"Küçük Adamlara Büyük Oyunlar" / Banu AVAR
2009’da Avrasya TV'de DÜNYA DÜZENİ adlı haber programını yaptı. 2004-2008 arasında TRT'de ‘SINIRLAR ARASINDA’ Haber Belgesel Programının yapımcısıydı. Londra City University televizyon bölümünde yüksek lisans yapan ve BBC TV Belgesel kurslarını bitiren Banu Avar BBC Türkçe bölümünde yapımcı ve sunucu olarak çalışmış, TRT’nin Londra muhabirliğini üstlenmiş; Günaydın, Vatan, Dünya, Politika gibi gazetelerde muhabir olarak çalışmış ve birçok dizi yazıya imza atmıştır. TRT 1 ve TRT 2’de yapımcılığını, yönetmenliğini ve sunuculuğunu üstlendiği "Mozaik" ve "Kaleideskop" programları yayınlanmıştır. "32. Gün" programının ilk yıllarında programın Londra muhabirliğini yapmış ve Kıbrıs, Demirkırat gibi belgesellerde yapımcı, araştırmacı olarak görev almıştır. BEN SEZAR (‘I, Ceasar’), KIRIM SAVAŞI (‘Crimean War’), BÜYÜK OYUN ‘The Great Game’ ve TRUVA ‘Troy’ gibi BBC ve Discovery Channel belgesellerinin künyesinde Türkiye prodüktörü olarak yer almıştır. 1999’da TV8’in belgesel bölümünü kurmuş, 2004’e kadar 30’dan fazla belgesele imza atmıştır. 2004 yılında -Attila İlhan ve Erol Manisalı ile birlikte- işine son verilmiştir. Denizciler, Bir Zamanlar Kıbrıs’da, Artık BİZ DE varız!, Devlerin Savaş Alanı Afganistan, Türkiye Sevdalıları gibi belgesellerden OHRİ, GÜZEL OHRİ Makedonca’ya çevrilmiş ve Makedon Ulusal TV Kanalında bir çok kez gösterime girmiştir; Rıza oğlu Haydar ALİYEV belgeseli ise Azerbaycan Devlet Kanalında defalarca yayınlanmıştır. 2004 yılında yapımına başladığı; Balkanlar, Kafkasya, Orta Doğu, Orta Asya, Çin, Hindistan, Güney Amerika ve Avrupa’dan dosyalarla 82 ülkeden konuların yer aldığı Sınırlar Arasında belgeseli 2008 mayıs ayında ABD, İsrail, Gürcistan, İsveç Büyükelçilerinin şikayetleri sonucu yayından kaldırıldı.. Bu gerekçe TRT üst yönetimi tarafından beyan edilmiştir! Avar daha sonra, 2009 Şubat - Haziran arasında AVRASYA TV (ART)'de "DÜNYA DÜZENİ" adlı haber programını yaptı. Banu Avar, 2004-2008 yılları arasında 40'dan fazla kurumdan çeşitli ödüller ve plaketler almıştır. 8 kitabı bulunmaktadır: Sınırlar Arasında (2006) Avrasyalı Olmak (2007) Hangi Avrupa (2007) ‘Böl ve Yut!’ (2008) Hangi Dünya Düzeni (2009) Kaçın Demokrasi Geliyor (2010) Gün O Gündür (2012) Zemberek (2016)

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz