Dr. Andrew Korybko: “Bu bir Rusya-Amerika savaşı! Aynı durum Ukrayna için de geçerli. Bu bir Rus-Ukrayna toprak krizi değil. Bu bir Rus-ABD füze krizi…” 

1
681

Banu Avar: Andrew Korybko ile 2016 yılında ‘Rejim değiştirmenin dolaylı aracı olarak Hibrit Savaşlar’ adlı araştırmasını okuduğumda tanıştım. Araştırmasından bazı bölümleri “Zemberek” adlı kitabımda alıntılamak için izin istemiştim. Ve o gün bugün temastayız. Zaman zaman yazılarını çevirip yayınlıyoruz. Andrew Korybko, Moskova Üniversitesi Uluslararası İlişkiler bölümünde doktorasını yapmış bir Amerikalı. Ailesi bu coğrafyadaki değişim ve dönüşümlerin simgesi… Dedesi Ukraynalı, babası Polonyalı ve anne tarafı 2. Dünya Savaşı’nda Slovenya’dan Amerika’ya göç etmiş.

Bugünlerde güncel konularla ilgili kısa bir röportajın iyi olacağını düşündük. İki gün önce yaptığımız söyleşiyi dikkatinize sunuyorum.

——————————

Banu Avar: Kendinizi izleyicilerimize tanıtır mısınız?

Andrew Korybko: Amerikalı bir siyaset analistiyim. ABD’nin Afro-Avrasya stratejisi, Çin’in ‘Bir Kuşak Bir Yol Girişimi’ (BRI), Rusya’nın jeopolitik dengeleme yasası ve Hibrit Savaş arasındaki ilişkiler üzerine uzmanlaşıyorum. Yüksek lisansımı Moskova Devlet Uluslararası İlişkiler Enstitüsünde tamamladım.

Bu enstitü, Rusya Dışişleri Bakanlığı tarafından yönetiliyor. 2014-2019 yılları arasında Sputnik’te çalıştım ve şu anda CGTN’ye katkıda bulunuyorum. Ayrıca çeşitli Alt Medya web siteleri için yazıyorum. Bana ulaşmak isteyen yeni ortaklarla röportajlar yapıyorum. Herkes “Twitter” gibi sosyal medya aracılığıyla benimle iletişime geçebilir. Kişisel görüşlerim bana ait ve hiçbir kişi kurum veya yayın organını bağlamıyor.

Banu Avar: Rusya-Ukrayna ilişkilerinin geleceğini nasıl görüyorsunuz?

Andrew Korybko: Mevcut kriz, bir Rus-Ukrayna toprak krizinden ziyade bir Rus-ABD füze krizi. Amerika özellikle anti Balistik Füze (ABM) Antlaşması, Orta Menzilli Nükleer Kuvvetler (INF) Antlaşması ve Açık Semalar Antlaşması gibi Rusya ile yaptığı kilit silah kontrol anlaşmalarından geri çekildi ve buna paralel olarak NATO doğuya doğru sürekli genişledi. Moskova, Amerika’nın kendi sınırlarına ve hatta ilerde Ukrayna’ya hipersonik saldırı silahları yerleştirmeyi planladığından endişe duyuyor.

Kiev’in, Ukrayna’nın doğusunda üçüncü bir iç savaş düşmanlığı başlatması, Amerika’nın füzeleri Ukrayna topraklarına yerleştirme bahanesi olabilir. Ve bu sistemler sözde “füze karşıtı sistemler” olarak belirlenen belli bölgelere gönderilebilir. Bu gerçekleşirse, Rusya’nın nükleer silah kullanım alanları baltalanabilir. Bu da ülkeyi ABD karşısında nükleer şantaja açık hale getirebilir ve tek taraflı olarak bitmek bilmez tavizler vermek zorunda bırakabilir.

Rusya-Ukrayna ilişkilerini geliştirmenin ilk adımı, Kiev’in Minsk anlaşmalarını uygulamasıdır.

Hatırlanacağı üzere Kiev, Ukrayna iç savaşını sona erdirmek için Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin o dönemdeki kararını kabul etmiş, Minsk anlaşmalarını uygulamıştı. Ukrayna daha bağımsız davranabilmek için, Amerika ve güdümündeki diğer batılı patronlarının etki alanından çıkmalı. Bundan sonra ülkesindeki tüm azınlıkların haklarına saygı göstermek zorunda!

Banu Avar: Türkiye’nin dış politikası zaman zaman değişir ve Türkiye Batı’dan gelen baskılara maruz kalır. Şu durumda Rusya ile ilişkilerin nereye evrileceğini düşünüyorsunuz?

Andrew Korybko: Rusya- Türkiye ilişkileri en iyi dönemini yaşıyor olsa da hâlen biraz karmaşık. Şu anda aralarındaki rekabet, Başkanlar Putin ve Erdoğan tarafından hassas bir biçimde yönetiliyor ama orduları, istihbaratları ve diplomatik bürokrasileri (derin devlet) de onları örnek almalı. Bunun dışında toplumlar karşılıklı olarak diğerinin hükümetine ve niyetine güvenmiyor. Aradaki bağların istikrarlı olabilmesi için bunun değişmesi gerekli. İki medeniyet devleti arasında güvenin gelişmesi için daha fazlası yapılmalı. Medya ve düşünce kuruluşlarının iş birliği bu yönde atılmış önemli bir adım olur. Turizm dışında, öğrenci değişimleri ve kültürel-tarihsel buluşmalar da artmalı. Toplumlar arası ilişkiler güçlendirilmeli. İki toplumun insanları birbirlerini daha yakından tanımalı. Bu iki ülke arasında düşmanlığı körükleyenlerin bölgeyi parçalama ve yönetme derdinde oldukları hatırdan çıkmamalı.

Banu Avar: Türkiye-Suriye ilişkileri konusunda Rusya ne öngörüyor?

Andrew Korybko: Suriye, Arap Cumhuriyeti’ndeki rekabet devam ederken Rusya, Astana barış sürecinde Türkiye ile yakın bir çalışma içinde. Bu nedenle 2015 Kasım’ında kıyısına kadar geldiği halde çarpışmaktan kaçındı. Her iki lider de kendileri için böylesi bir çarpışmanın yıkıcı olacağını fark etti. Moskova, Türkiye’nin Suriye’deki anti-terör müdahalelerinin meşru olduğunu düşünüyor, zaten Şam da hiçbir zaman onaylamadı. Bu anlaşmazlık en kısa sürede çözüme kavuşmalı. Ankara ise, terörist kabul ettiği YPG’nin Türkiye’ye saldırmak için ülkedeki kaostan faydalandığı endişesini taşıyor. Dahası, özerk bir Kürt devletinin kurulmasından korkuyor. Yine de, sadece kültürel seviyede kalsa bile Rusya bu azınlığın bir tür özerklik kazanmasından yana gibi. Buna rağmen Suriye, şimdiye dek Moskova’nın konuyla ilgili tekliflerini reddetti. Türkiye’nin bu ülkedeki silahlı güçleriyle ilgili anlaşmazlıkları çözmek için ilk önce bu meselenin çözülmesi gerekiyor.

Banu Avar: Rusya’nın Suriye’nin kuzeyinde YPG terör örgütüne destek vermesini nasıl değerlendiriyorsunuz? Bu tavır Rusya’nın Türkiye ve Suriye’yi güçsüzleştirmek istediğinin göstergesi olarak değerlendiriliyor?

Andrew Korybko: Bence Rusya, Kürtlerin ABD ile aralarına mesafe koyup yeniden yüzlerini Şam tarafına dönmeleri için uğraşıyor. Yalnız Şam’ın herhangi bir özerlik vermeye niyeti yok ve devletlerinin üniter bütünlüğü konusunda ısrarcılar. Rusya’nın Türkiye’yi güçsüzleştirmek gibi bir niyeti olduğuna inanmıyorum, ancak (ABD’nin Suriyeli Kürtleri yönetmesi gibi) kendi kontrolü dışındaki gelişmelere tepki veriyor. Rus gaz şirketlerinin burada olduğu gibi durumdan faydalanması için Irak Kürtleriyle olan senaryoyu tekrarlamak istiyor da olabilir. Çoğu kişi Rusya’nın o bölgedeki en büyük yatırımcı olduğunu bilmez. Kürtlerin kontrolündeki Kuzeydoğu Suriye tarım ve enerji bakımından da zengin olduğu için Rusya kuvvetleri muhtemel orada nüfuz kurup kar elde etmeyi amaçlıyor.

Elbette Suriye’nin kuzeyinde herhangi bir özerk Kürt devletinin kurulması Türkiye’nin kırmızı çizgisidir. Şimdiye dek ordusuyla üç kez müdahale etmesinin sebebi de buydu. Sınırda ortaklaşa devriyelere (sınırın bir tarafında Rusya ve Suriye, diğer tarafında Türkiye) devam edilmesi daha iyi bir çözüm olabilir. YPG silah bırakmak ve topluma yeniden uyum sağlamak istemediği, bölgesel savaş ağaları gibi devam etmek istediği için Rusya’nın önerilerinde bir ilerleme kaydedilmedi. Suriye ve Türkiye açısından bu durum kabul edilemez. Rusya pek umursayabilir ama Şam da karşı olduğundan bu sokak çıkmaz. Zaten güçlü bir YPG’nin yönettiği yasal bir yerel idareye Ankara müsamaha göstermez.

Banu Avar: Dünyanın bu tarafında tarihe yön veren üç imparatorluk oldu: Rusya, Türkiye ve İran. Atlantik Paktı’na karşı yakın gelecekte bu bölgede nasıl gelişmeler beklemeliyiz?

Andrew Korybko: Amerikan başkanıyla gerginlik yaşasa da Türkiye hâlâ bir NATO üyesi. Başkan Erdoğan’ın liderliğinde bu medeniyet devleti, stratejik bağımsızlığını gururla esnetiyor. Erdoğan bağımsız davranarak ülkesinin milli güvenlik çıkarlarını koruduğunu düşünüyor. Buna karşın ABD onun gitgide daha “hilekâr” davrandığından şüpheleniyor. Bunun sebebi Türkiye’nin Rusya ile kurduğu yakın ilişkiler ve Suriye meselesinde İran ile yürüttüğü iş birliği. ABD ayrıca Güney Kafkaslar, Hazar Denizi ve Orta Asya’dan geçen Orta Koridor’un temsil ettiği bölgeler üstü bağlantı vizyonundan da rahatsız. Halk cumhuriyetini en büyük rakibi olarak kabul ettiğinden Türkiye-Çin arası yakın ilişkiler ABD’yi korkutuyor. Tüm bu etkenler bir araya gelerek Türkiye-Amerika ilişkilerinde bir krize yol açtı. Türkiye’deki bazı çevreler, ABD’nin ülkelerine ceza olarak ekonomik bir Hibrit Savaş açtığına inanıyor. Türkiye bir anda Amerika’ya karşı harekete geçmeyecektir ama eğer milli güvenlik çıkarlarının aleyhine çalıştığına inanırsa göğüs germekten çekinmez. Kuzey Suriye’ye ordusuyla müdahale etmesinin sebebi YPG’yi ABD’nin silahlandırdığını ve siyaseten desteklediğini hissetmesiydi. Bu krizin altta yatan nedenleri henüz ABD tarafından açıklanmadığı için gerginlik hâlâ sürüyor. Bununla birlikte kendi “nüfuz alanları” olarak gördükleri bölgelerde “dostane bir rekabet” sürdürmelerine rağmen, Rusya ile ilişkilerinin çoğu bakımdan istikrarını koruması bekleniyor. Daha önce de belirttiğim gibi, Başkanlar Putin ve Erdoğan’ın bölgeler üstü rekabet ederken sergiledikleri duruşları, ilişkilerdeki istikrarın sürdürülebilmesi ve stratejik potansiyellerine ulaşabilmeleri için kendi “derin devletleri” ve toplumları tarafından da örnek alınmalı.

Banu Avar: Özellikle altını çizmek istediğiniz bir nokta var mı?

Andrew Korybko: Benimle bu röportajı yaptığınız ve dinleyicilerinize fikirlerimi ilettiğiniz için size çok teşekkür ederim. Tüm Türk dostlarıma minnettarım ve ülkenizin medyasıyla ve düşünce kuruluşlarıyla daha yakın çalışmak arzusundayım. Rusya-Türkiye ilişkilerinin gelişmesi için yol gösterici bir rol üstlenmek istiyorum. Belirmekte olan “Çok Kutuplu Dünya Düzenin”de en önemli eksenlerden biri olduğuna inanıyorum. Bu ülkeleri bölüp yönetmek isteyenlere karşı savaşmak için her türlü çaba sarf edilmeli.

Çeviri: Petek Demir İncek

English translation of the interview:

Banu Avar: I met Andrew Korybko in 2016 when I was reading his research ‘Hybrid Wars as an indirect adaptive approach to regime change’. I asked permission to quote some parts of his research in my book Zemberek. From time to time, we translate and publish his writings in Turkish… He has a doctorate degree in International Relations from the University of Moscow and is doing very interesting researches on our region. We thought it would be nice to have a short interview about current issues these days. I bring to your attention the interview we had couple of days ago…

Banu Avar: Andrew, please introduce yourself to our audience.

Andrew Korybko: I’m a Moscow-based American political analyst specializing in the relationship between the US strategy in Afro-Eurasia, China’s Belt & Road Initiative (BRI), Russia’s geopolitical balancing act, and Hybrid Warfare. I received my masters in International Relations from the Moscow State Institute of International Relations (popularly known by its Russian abbreviation as MGIMO and run by the Russian Ministry of Foreign Affairs) and am presently finishing up my Ph.D. in International Relations there too. My research is on Russian-Pakistani relations in the contemporary international context. I used to work for Sputnik from 2014-2019 and currently contribute to CGTN. I also write for various Alt-Media websites and am interested in doing interviews with any new partners who’d like to reach out to me. Anyone can contact me through social media such as Twitter. My personal views are my own and don’t represent any other people, outlets, or institutions.

Banu Avar: How do you see the future of Russian-Ukrainian relations?

Andrew Korybko: The current crisis is less of a Russian-Ukrainian territorial one and more of a Russian-US misilse crisis. It was caused by NATO’s continual expansion eastward in parallel with the US’ withdrawal from key arms control agreements with Russia, particularly the Anti-Ballistic Missile (ABM) Treaty, Intermediate-range Nuclear Forces (INF) Treaty, and the Open Skies Treaty. Moscow is concerned that the US plans to deploy strike weapons near its borders, including hypersonic ones and potentially even to Ukraine too. The pretext would be Kiev initiating a third round of civil war hostilities in Eastern Ukraine and these systems could be sent to the region under the cover of being so-called “anti-missile systems”. If that happens, Russia’s nuclear second-strike capabilities could be undermined, which could in turn put the country in a position of nuclear blackmail vis-à-vis the US that would inevitably be leveraged to coerce never-ending unilateral concessions from it. The first step to improving Russian-Ukrainian relations is for Kiev to implement the Minsk Accords that it initially agreed to several years ago for ending the Ukrainian Civil War and which were enshrined in international law after the UNSC passed a relevant resolution around that time. Then that country needs to push back against the pressure placed upon it by its US-led Western patrons to become more strategically autonomous. After that, Ukraine has to respect the rights of all of its minorities.

Banu Avar: Turkey’s foreign policy varies from time to time and Turkey stays under certain pressures of the West. In this case, where will the relations with Russia lead to?

Andrew Korybko: Russian-Turkish relations are currently better than at any time in history but they still remain complicated. Their transregional competition is responsibly regulated for the moment by Presidents Putin and Erdogan but their noble example has yet to fully permeate their permanent military, intelligence, and diplomatic bureaucracies (“deep state”). Moreover, their societies distrust one another’s governments and their intentions too. This has to change to sustainably stabilize bilateral ties. More work needs to be done to improve trust between these two civilization-states. Media and think tank cooperation would be an important step in that direction. More people-to-people ties beyond just tourism must also be prioritized such as student exchanges and regular cultural-historical events. Russians and Turks needs to comprehensively learn more about the other. They must always remember that hostile third parties are trying to sow the seeds of distrust in order to divide and rule them.

Banu Avar: What does Russia foresee in the context of Syrian-Turkish relations?

Andrew Korybko: Russia works closely with Turkey through the Astana peace process to responsibly regulate theircompetition in the Arab Republic. They’ve thus far avoided clashing despite coming very close to it in November 2015. This is entirely due to their leaders realizing that it would be mutuallydetrimental if that happened. Moscow regards Turkey’s anti-terrorist interventions in Northern Syria as illegal, especially since Damascus never approved of them. This dispute has to be resolved as soon as possible. Ankara is concerned that Kurdish groups that it’s designated as terrorists are taking advantage of that country’s chaos in order to plot attacks against Turkey. It also fears the creation of an autonomous Kurdish statelet there too. Nevertheless, Russia seems in favor of that minority having some sort of autonomy, even if only culturally. Syria, however, has thus far resisted Moscow’s relevant proposals. Resolving this issue is the first step to resolving the dispute over Turkey’s forces in the country.

Banu Avar: How do you evaluate Russia’s political support to YPG in North part of Syria? Russia’s Kurdish politics is considered as a sign that Russia wants to weaken Turkey?

Andrew Korybko: The way I see it is that Russia is trying to appeal to the Kurds in an attempt to get them to distance themselves from the US and return back to Damascus’ fold, but Damascus doesn’t want to provide any autonomy and very firmly insists on maintaining the unitary nature of their state. I don’t believe that Russia has any intentions to weaken Turkey but is just reacting to circumstances beyond its control (US patronage of Syrian Kurds). It might also hope to replicate the Iraqi Kurdish scenario in order for Russian energy companies to take advantage of it like they did there. Most people don’t know that Russia is a major investor in that region. Since Kurdish-controlled Northeast Syria is also rich in agriculture and energy, Russia likely thinks it can find a way to exert influence there and profit. Of course, the existence of any Kurdish autonomous state in Northern Syria is a red line for Turkey, which is why it militarily intervened three times already, but a potential solution could be continued joint border patrols (in that scenario, with Russia and Syria on one side and Turkey on the other). One of the reasons why these Russian proposals failed to make any progress is because the YPG doesn’t want to disarm, demobilize, and reintegrate into society, it wants to continue operating as the criminal warlords that they are.

That’s unacceptable for Syria and Turkey. Russia itself could care less, but since Damascus is against it, this is a dead-end. Plus Ankara wouldn’t tolerate a powerful YPG presiding over an official subnational entity.

Banu Avar: There are three empires that have shaped history in this part of the world: Russia, Turkey, and Iran. What developments can we expect there in the near future against the Atlantic alliance?

Andrew Korybko: Turkey still remains a member of NATO despite having tense ties with its American leader. This civilization-state has been proudly flexing its strategic autonomy under the leadership of President Erdogan. He regards his independent moves as ensuring his country’s national security interests. The US, however, suspects that he’s becoming increasingly “rogue”. That’s because they dislike Turkey’s unprecedentedly close relations with Russia and their cooperation with Iran in resolving the Syrian War. The US is also displeased with Turkey’s transregional connectivity vision represented by the Middle Corridor through the South Caucasus, Caspian Sea, and Central Asia. Close Chinese-Turkish relations fill America will fear because they regard the People’s Republic as their top global rival. All of these factors have combined to create a crisis in Turkish-American ties. Some in Turkey also believe that the US is waging an economic-financial form of Hybrid Warfare against their country as punishment too. Turkey will not work against America per se, but it will confidently confront it whenever it believes that that country is working against its national security interests. That’s why it militarily intervened in Northern Syria since it felt that the US’ arming and full political support of Kurdish groups that Ankara considers to be terrorists was a major national security threat. Bilateral relations will likely remain tense since the underlying causes of this crisis haven’t been addressed by America, which provoked all of this. Relations with Russia, however, are expected to remain stable for the most part despite their “friendly competition” in various regions that both consider to be within their unofficial “spheres of influence”. As was earlier proposed, the noble example pioneered by Presidents Putin and Erdogan in responsibly regulating their transregional competition must urgently permeate their respective “deep states” and societies in order for relations to sustainably stabilize and unlock their full strategic potential.

Banu Avar: Is there anything you would like to highlight in particular?

Andrew Korybko: I’m very thankful to you for conducting this interview with me and making your audience aware of my insight. I appreciate all of my Turkish friends and am eager to cooperate more closely with your country’s media and think tanks. I hope to lead by example in helping to improve Russian-Turkish relations. I’m convinced that this axis is among the most important in the emerging Multipolar World Order. All efforts must be undertaken to counteract those who want to divide and rule these countries.

1 Yorum

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz