23 Nisan ve Gaziantepli Kamil, Dörtyollu Yusuf, Nezahat Onbaşı ve Diğerleri… / Banu AVAR

0
1236

Geçen gün Gaziantep’te bir Fransız askerinin kurşunuyla şehit olan Kamil’in heykeline bakmıştım… 14 yaşındaydı… Annesinin yaşmağına el atan Fransız işgal askerine taşı fırlatmıştı… Tek kurşunla yere yığılmıştı…
Geçen ay İnegöl’deydim… 12 yaşındaki Nezahat onbaşıyı anmıştım. Albay Halil beyin kızıydı. 8 yaşında öksüz kalmıştı… Babasının yanında cepheden cepheye gitmiş, Yunan askeriyle savaşmış, Kurtuluş Savaşı’nda korkusuzca çarpıştığı için İstiklâl Madalyası’na aday gösterilen ilk çocuk ünvanı almıştı.
Osmaniye cephesinde çarpışan Rahime hanım yörede bir efsaneydi… Vurulduğunda bedeninde sayılamayacak kadar çok mermi yarası vardı! Şehit olduktan sonra, aynı cephede 17 yaşındaki Yusuf direnişin lideri oldu… Köylüler o yaştaki bir gence ‘Yusuf Paşa’ adını koydu… Fransız askerlerinin kabusuydu! İzmit’de Fatma Seher, Gördes’te Makbule hanım, Mudurnu’da Fatma kadın, Aydın’da Ayşe hanım, Adana’da Tayyar Ramiye hanım, Gaziantep’de Yirik Fatma hanım çetesi olan kadın savaşçılardı!
Çocukların çoğu cephede büyüdüler, koca yiğitlerle yan yana dövüştüler… Silahlı halk milisleri Batı Anadolu’dan Güney ve Güneydoğu Anadolu’ya kadar, düşmana kök söktürdüler… İşgâl güçleri özellikle, Batı Anadolu, Adana, Maraş, Gaziantep ve Trakya’daki direnişle başa çıkamadı. 2 gün önce Salihli’deydim… Pehlivan Ağa’yı, Poyraz Çetesi’ni andım… Aydın’daydım, Demirci Mehmet Efe’ye, Yörük Ali Efe’ye dua yolladım… 14 Nisan’da Karadeniz’deydim… İpsiz Recep’e, Topal Osman’a dua yolladım! Trakya’da Şeref Kaptan’ı Kocaeli’nde Yahya Kaptan’ı, Zonguldak’ta maden işçilerinden oluşan 5000 yiğidi anacağım!
Bugün 23 Nisan!
On beş liseli arkadaşıyla Anadolu’ya kaçıp Kurtuluş Savaşı’na katılan Enver Behnan Şapolyo, 92 yıl önce ‘Kağnı Kolları Komutanı’ olarak cepheye cephane taşımıştı… ‘Biz ne yorulur ne yolda kalırdık!’ diye yazmıştı… ‘Ağır ama hep hareketliydik… Sürekli hedefe ilerliyor, ibadet eden müminler gibi hiç konuşmadan gidiyorduk! Bir iniltiymiş gibi çevreye yayılan kağnı sesleri sanki başka bir dünyadan geliyordu… Ses çıkarmayan kağnı uğursuz sayılırdı. Cepheye cephane ve erzak, cephe gerisine yaralı gazileri taşıyordu. Kırk kağnıcı yardım bölüğünden Mustafa, bir de ben kırk iki kişiyiz. İkisi altmış yaşında erkek, sekizi on beşer yaşlarında çocuklar ve otuz kadarı genç bazıları bebekli kadınlardı…
Silahlar, cepheye pazara mal götürür gibi sakin bir iyimserlik içinde, neşeyle götürülürdü… Anadolu kağnıları, BİR MİLLETİN AZİM VE İNANCINI, HİÇBİR YÜKSEK TEKNİĞİN YENEMEYECEĞİNİ KANITLIYORDU… Hiçbir mazlum millet artık, ‘Gücümüz yok ki milli mücadeleye girelim’ diyemez… Dünyada emperyalizm prangasını ilk kez kıran Türk milleti, onlara örnektir!’
23 Nisan 1920 işte bu efsanelere imza atan bir milletin EGEMENLİĞİ ele geçirdiği gündür… İstanbul Meclisi sadece 34 gün önce kapatılmıştı. Ankara Meclisi Anadolu İhtilali’nin başarısının ilânıydı. “Allah’ü Ekber!” nidalarıyla Büyük Millet Meclisi açılmış kurbanlar kesilmiş, ulusun tüm kesimlerinin temsilcileri o çatı altına toplanmıştı… O mecliste, 115 memur, 61 sarıklı hoca, 51 asker, 46 çiftçi, 37 tüccar, 29 avukat, 15 doktor, 10 aşiret reisi, 8 tarikat şeyhi, 6 gazeteci ve 2 mühendis vardı…
1 Nisan 1923’e kadar süren 3 yıl içinde onlarca savaş, ayaklanma, isyan ve imkânsızlık içinde Meclis mucize işler başarmıştı. Milletvekilleri, muallim mektebinin yatakhanesinde silahları yastıklarının altında uyuyor yemeklerini kendileri yapıyor, çamaşırlarını kendileri yıkıyorlardı… Maaş almıyorlardı… Yabancı bir heyet Meclis’i ziyaret ettiğinde, giyecek siyah takım elbiseleri olmadığından, ziyaretçilerle topluca görüşememişler, sırayla aynı elbiseyi giyerek görüşmelere katılmışlardı…
Mustafa Kemâl, Kurtuluş Savaşı boyunca belden kemerli açık renk paltosu ile görünmüştü… Cephede o paltoyu giymiş, Büyük Millet Meclisi balkonuna o ‘vefalı’ paltoyla çıkmıştı! Meclis tutanaklarının basılacağı kağıt yoktu. Tutanaklar kese kağıtlarına basılıyordu. Meclis mum ışığında çalışıyordu. O meclis, Anayasa’nın ilk maddesi olarak ‘EGEMENLİK KAYITSIZ ŞARTSIZ MİLLETİNDİR’ demişti!
Ve Gazi Paşa 1923’de Adanalı çiftçilere ‘İÇ hainlerin dış hainlerden daha ölümcül olduğunu’ anlatmıştı… Ve 1923’de meclisin kendini yenileme kararı aldığı gün şöyle demişti:
“EFSANE İNSANLARLA BUGÜNE GELDİK… BU İNSANLARIN ANILARI TÜRK MİLLETİNİN KARANLIK VE ENDİŞELİ BUNALIMLI GÜNLERİNDE BİRER UMUT VE HAYAT IŞIĞI OLARAK PARLAYACAKTIR. İLK MECLİS YÜZYILLAR SONRA DA GÖREV BAŞINDA OLACAKTIR. O, KUVVAYİ MİLLİYE RUHUNUN KENDİSİDİR. BU RUHA MUHTAÇ OLDUĞUNUZ HER ZAMAN ONU KARŞIMIZDA VE BAŞIMIZDA GÖRECEĞİZ!”
Ulusal Egemenlik ruhunu HATIRLAMA ve ÇOCUK Bayramı’nız kutlu olsun!
Banu AVAR, 23 Nisan 2012
[email protected]

Önceki İçerikSuriye Bahane! Batının Hedefi Türkiye! / Banu AVAR
Sonraki İçerik23 Nisan ve Gaziantep’li Kamil , Dörtyollu Yusuf , Nezahat onbaşı ve diğerleri…
2009’da Avrasya TV'de DÜNYA DÜZENİ adlı haber programını yaptı. 2004-2008 arasında TRT'de ‘SINIRLAR ARASINDA’ Haber Belgesel Programının yapımcısıydı. Londra City University televizyon bölümünde yüksek lisans yapan ve BBC TV Belgesel kurslarını bitiren Banu Avar BBC Türkçe bölümünde yapımcı ve sunucu olarak çalışmış, TRT’nin Londra muhabirliğini üstlenmiş; Günaydın, Vatan, Dünya, Politika gibi gazetelerde muhabir olarak çalışmış ve birçok dizi yazıya imza atmıştır. TRT 1 ve TRT 2’de yapımcılığını, yönetmenliğini ve sunuculuğunu üstlendiği "Mozaik" ve "Kaleideskop" programları yayınlanmıştır. "32. Gün" programının ilk yıllarında programın Londra muhabirliğini yapmış ve Kıbrıs, Demirkırat gibi belgesellerde yapımcı, araştırmacı olarak görev almıştır. BEN SEZAR (‘I, Ceasar’), KIRIM SAVAŞI (‘Crimean War’), BÜYÜK OYUN ‘The Great Game’ ve TRUVA ‘Troy’ gibi BBC ve Discovery Channel belgesellerinin künyesinde Türkiye prodüktörü olarak yer almıştır. 1999’da TV8’in belgesel bölümünü kurmuş, 2004’e kadar 30’dan fazla belgesele imza atmıştır. 2004 yılında -Attila İlhan ve Erol Manisalı ile birlikte- işine son verilmiştir. Denizciler, Bir Zamanlar Kıbrıs’da, Artık BİZ DE varız!, Devlerin Savaş Alanı Afganistan, Türkiye Sevdalıları gibi belgesellerden OHRİ, GÜZEL OHRİ Makedonca’ya çevrilmiş ve Makedon Ulusal TV Kanalında bir çok kez gösterime girmiştir; Rıza oğlu Haydar ALİYEV belgeseli ise Azerbaycan Devlet Kanalında defalarca yayınlanmıştır. 2004 yılında yapımına başladığı; Balkanlar, Kafkasya, Orta Doğu, Orta Asya, Çin, Hindistan, Güney Amerika ve Avrupa’dan dosyalarla 82 ülkeden konuların yer aldığı Sınırlar Arasında belgeseli 2008 mayıs ayında ABD, İsrail, Gürcistan, İsveç Büyükelçilerinin şikayetleri sonucu yayından kaldırıldı.. Bu gerekçe TRT üst yönetimi tarafından beyan edilmiştir! Avar daha sonra, 2009 Şubat - Haziran arasında AVRASYA TV (ART)'de "DÜNYA DÜZENİ" adlı haber programını yaptı. Banu Avar, 2004-2008 yılları arasında 40'dan fazla kurumdan çeşitli ödüller ve plaketler almıştır. 8 kitabı bulunmaktadır: Sınırlar Arasında (2006) Avrasyalı Olmak (2007) Hangi Avrupa (2007) ‘Böl ve Yut!’ (2008) Hangi Dünya Düzeni (2009) Kaçın Demokrasi Geliyor (2010) Gün O Gündür (2012) Zemberek (2016)

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz