"Türkler Oltaya Geldi" / Banu AVAR

0
944

‘One Minute!’ şovunun muhatabı İgnatius yazdı: ‘NATO’da aktif rol ve AB üyeliği yemiyle Türkler oltaya takıldı!’ 11 Haziran’da Lübnan Daily Star’da ve 12 Haziran’da CIA bağlantılı El Arabiya’da David İgnatius’un bir yazısı yayınlandı. Başlığı: ‘Obama’nın Türklere yatırımı meyvalarını fazlasıyla verdi!’ İgnatius, Başbakanın 2009 Davos toplantısına ‘One minute’ şovu yaptığı panelin yöneticisi. Simon Peres’e cevap veren Başbakanı engellemiş ve Başbakan paneli terketmişti.. Sonra ne mi oldu… Şov devam etti.. Başbakan ‘Ortadoğu Fatihi’ seçildi! Ortadoğu ülkelerine tam da ‘Arap Baharı/Faciası’ öncesi, ‘Model ülke Türkiye’ mavrası yedirildi! Şifre kelime ‘Müslüman Demokrasi’ idi.. O her ne demekse! İgnatius’un yazısı aslında bir aşağılama yazısı, ama bol iltifat soslu. Uzun uzun Türkiye’nin nasıl bir ekonomik büyüme yaptığını ve Erdoğan’ın Davos’un öcünü İstanbul’daki Dünya Ekonomi Forumu’nda aldığını anlattıktan sonra, Obama’nın Türkleri nasıl ‘OLTAYA TAKTIĞINI’ anlatıyor:

    ‘2009’daki ziyaretinde, Türkleri etkileyen, TBMM’de konuşma yapması değil, Obama’nın Strasbourg’da Türkiye’nin NATO içinde daha büyük bir rol alması gereğini vurguladığı ve Prag’da, Avrupa Birliği’ne Türkiye’nin üyeliğini savunduğu konuşmaları oldu.’

İgnatius, İsrail’le küsme ve İran’la yakınlaşmanın bir süre ABD ile ilişkileri sarstığını ama 2010 da Toronto’daki G-20 zirvesinde ‘güven ortamının’ sağlandığını yazıyor. Oltadaki BalıkTürkiye için, Egemen Bağış’ı alıntılıyor: ‘Benim başbakanım, Obama’yı bir arkadaş olarak kabul ediyor! Her zaman aynı fikirde olmayabilirler ama tüm durumları paylaşacak kadar birbirlerine güveniyorlar’ cümlelerini aktarıyor ve ‘oltadakileri’ işaret ediyor. Oltaya takılan Türkiye için 2 somut kanıt veriyor İgnatius: İran’a karşı faaliyete geçirilen Kürecik füze kalkanının kurulması ve Heybeliada’da Rum Ortodoks okulunun yeniden açılması için Erdoğan’dan Seul’de alınan söz! ‘Arap Bahar’ı kararırken, ABD yönetimi, müreffeh bir Müslüman demokrasi ile ittifak içinde olduğu için memnun – bu ittifak, bölge için bir kurtuluş ışığı sayılabilir’ diye yazısını bitiriyor.. Türkiye, İgnatius’a gore Amerikan’ın kanlı politikaları için bölgedeki ‘Kurtuluş Işığı’! Türkiye’nin ‘kurtuluş ışığı’ da Obama! İgnatius böyle buyuruyor.. Yazının orijinali ve sayın Altan Yazıcı’nın çevirisi aşağıda.. Türkiye’yi yönetenler oltaya takılmış olabilir… Ama ‘Van minüt! Türk milleti oltadaki balık değildir! Banu AVAR, 13 Haziran 2012 [email protected]
 
 

Özgün Metin:

Obama’s Turkish investment has paid big dividends
Tuesday, 12 June 2012
David Ignatius
As President Barack Obama was feeling his way in foreign policy during his first months in office, he decided to cultivate a friendship with Turkey’s headstrong prime minister, Recep Tayyip Erdogan. Over the past year, this investment in Turkey has begun to pay some big dividends – anchoring the policy of the United States in a region that sometimes seems adrift.
Erdogan’s clout was on display this week as he hosted a meeting in Istanbul of the World Economic Forum that celebrated the stability of the “Turkish model” of Muslim democracy amid the turmoil of the Arab Spring. One panel had the enraptured title “Turkey as a Source of Inspiration.”
In a speech Tuesday, Erdogan named Turkey’s achievements over the last decade he has been in power: Its economy has grown at an average rate of 5.3 percent since 2002, the fastest rate of any OECD country; GDP has more than tripled, as have the country’s foreign reserves; investment from abroad has increased more than 16 times.
For Erdogan, receiving a visit from the World Economic Forum was a kind of vindication. The Turkish leader had angrily walked off stage at the group’s 2009 meeting in Davos, Switzerland, after a panel moderator (yours truly) didn’t allow him time to respond to Israeli President Shimon Peres’ remarks about the Gaza war. But this week, the Davos moment seemed well in the past.
Turkey’s ascendance in the region may seem obvious now, but it was less so in 2009 when Obama began working to build a special relationship. To an otherwise predictable European itinerary for his first overseas trip in April 2009, he added a stop in Ankara. What impressed the Turks wasn’t just that he spoke to their Parliament, but that earlier in Strasbourg he pushed for a greater role for Turkey in NATO, and in Prague argued for Turkish membership in the European Union.
Obama and Erdogan continued their courtship despite a sharp deterioration in Turkey’s relations with Israel after the Gaza war, and despite U.S. worries in early 2010 that Ankara was becoming too friendly with Iran. Obama expressed his concerns in a blunt two-hour conversation at the June 2010 G-20 summit in Toronto. Since then, according to both sides, there has been growing mutual trust.
“My prime minister sees a friend in President Obama,” says Egemen Bagis, minister for European affairs and one of Erdogan’s closest political advisers. “They might not always agree, but they feel confident enough to share positions.”
An example of the Obama-Erdogan channel was their meeting in March at the Asian summit in Seoul. The top item was Obama’s request that Erdogan convey a message to Iran’s supreme leader about U.S. interest in a nuclear agreement. In Seoul, Erdogan also promised to reopen a Greek Orthodox seminary on the island of Halki, granting a request Obama had made in 2009.
Turks cite several other concessions made by the Turkish leader: Obama convinced him to install a missile-defense radar system that became operational early this year, upsetting Tehran. And at Washington’s urging, Erdogan reversed his initial opposition to NATO intervention last year in Libya.
In playing the Turkey card, Obama has upset some powerful political constituencies at home. Jewish groups protest that Obama’s warming to Ankara has come even as Israel’s relationship with Turkey has chilled almost to the freezing point. Armenian groups are upset that Obama has soft-pedaled his once-emphatic call for Turkey to recognize the 1915 genocide. And rights groups complain that the U.S. is tolerating Erdogan’s squeeze on Turkish journalists, judges and political foes.
But as the Arab Spring has darkened, the administration has been glad for its alliance with this prosperous Muslim democracy – which it can celebrate as a beacon for the neighborhood. Ahmet Davutoglu, Turkey’s ambitious foreign minister, argues that his country is a role model for Arabs because it shows that democracy brings dignity – not chaos or extremism. Bagis expresses the phenomenon this way: “There are many Muslim leaders who can go to Egypt and pray in a mosque. And there are many Western leaders who can go talk about democracy. Erdogan did both.”
For Turkey these days, that’s something of a trump card. But there’s a mutual dependence. It seems fair to say that no world leader has a greater stake in Obama’s re-election than the Turkish prime minister.
(The writer is a prominent columnist. The article was published in Lebanon Daily Star on June. 11, 2012)
http://english.alarabiya.net/views/2012/06/12/220164.html

Obama’nın Türklere yatırımı meyvelerini veriyor!
12 Haziran 2012
DAVID IGNATIUS
Başkan Barack Obama, görevinin ilk aylarında dış politikada yolunu ararken, Türkiye’nin dikbaşlı Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan ile bir dostluk geliştirmeye karar verdi. Geçen yıl boyunca, Türkiye’deki bu yatırım meyvalarını verdi. Başıboş gibi görünen bu bölgede Amerikan politikası iyi demir atmıştı..
Arap baharı’nda yaşanan zorluklara rağmen, Erdoğan’ın evsahipliğinde İstanbul’da toplanan Dünya Ekonomik Forumu ‘nda, Müslüman demokrasi olarak “Türk modeli” nin istikrarı kutlandı. Hatta panellerden birinin adı: “İlham Kaynağı Türkiye” idi.
Erdoğan Salı günkü konuşmasında, son on yılda iktidarda olduğu sürede, Türkiye’nin başardıklarını sıraladı: ekonomisi, 2002 yılından bu yana ortalama yüzde 5,3 oranında, tüm OECD ülkeleri arasında en hızlı oranda büyümüştü; GSYİH, döviz rezervleri gibi üç kattan fazla , yabancı yatırım ı ise 16 kattan fazla artmıştı.
Erdoğan için, Dünya Ekonomik Forumu tarafından ziyaret edilmek bir tür Davos’un öcünü almak gibiydi. Türk lider, 2009’da İsviçre’nin Davos kentinde, Gazze savaşı hakkında İsrail Cumhurbaşkanı Şimon Peres ‘in sözlerine yanıt vermesi, bir panel üyesi (ben) tarafından engellenince, öfkeyle sahneden ayrılmıştı. Ancak bu hafta, Davos olayı çok uzak geçmişte kalmış görünüyordu.
Türkiye’nin bölgedeki yükselişi artık apaçık ortada, ama 2009’da , Obama’nın özel bir ilişki kurmak için çalışmaya başladığı zaman bölgedeki gücü oldukça azdı. Obama, 2009 Nisan ayında ilk yurtdışı gezisinde, Avrupa güzergahına Ankara ziyaretini de ekledi. Türkler’i etkileyen TBMM’de konuşma yapması değil, Obama’nın Strasbourg’da Türkiye’nin NATO içinde daha büyük bir rol alması gereğini vurguladığı ve Prag’da, Avrupa Birliği’ne Türkiye’nin üyeliğini savunduğu konuşmaları oldu.
Obama ve Erdoğan arasındaki flört, Gazze savaşından sonra Türkiye’nin İsrail ile ilişkilerindeki çöküşe ve 2010 un başında ABD’nin Ankara’nın İran’a çok dost görünmesine olan endişelerine rağmen devam etti . Obama, Toronto Haziran 2010 G-20 zirvesinde iki saatlik konuşmasında duyduğu endişeleri dile getirdi. O zamandan beri, her iki tarafa göre de , karşılıklı güven ortamı artmaktadır.
Egemen Bağış, Avrupa işlerinden sorumlu bakan ve Erdoğan’ın en yakın siyasi danışmanlarından biri, “Benim başbakanım Başkan Obama’yı bir arkadaş olarak görüyor,” diyor. “Onlar her zaman aynı fikirde olmayabilirler, ama durumları paylaşacak kadar birbirlerine güveniyorlar..”
Obama-Erdoğan ilişkisinin bir örneği, mart ayında, Seul ‘deki Asya zirvesindeki toplantıda sergilendi. Obama’nın Erdoğan’dan öncelikli talebi, İran liderine, ABD’nin nükleer konuda bir anlaşmayla ilgilendiği mesajını vermesi oldu. Ayrıca Erdoğan, Seul’da, Obama’ya 2009 yılında vaad ettiği, Heybeli adada bir Rum Ortodoks okulunun yeniden açılması için de söz verdi.
Türkler tarafından Erdoğan’ın verdiği diğer tavizler şöyle sıralanıyor: Obama, Tahran’ı rahatsız edecek , bir füze savunma radar sistemi kurmak için bu yılın başında Erdoğan’ı ikna etti. Ve Erdoğan, Washington’un ısrarıyla , Libya’ya bir NATO müdahalesi konusunda muhalefet etmekten de vazgeçti.
Obama, ‘Türkiye’ kardıyla oynarken, ABD’deki bazı güçlü siyasi grupları kızdırdı. Yahudi grupları, Türkiye – İsrail ilişkilerinin donma noktasına gelmesine rağmen , Obama’nın Ankara’yla giderek ısınan bir ilişki içinde olmasını protesto ediyorlar. Ermeni gruplar Obama’nın , Türkiye’nin 1915 soykırımını tanıması konusundaki ısrarından vazgeçtiğine inanıyor lar ve kızgınlar. . Ve insan hakları grupları, Amerika’nın , Erdoğan’ın Türk gazeteciler, hakimler ve siyasi düşmanları üzerindeki baskıcı politikasını hoşgörüyle karşılaması nedeniyle şikayetçiler..
Arap Bahar’ı kararırken, ABD yönetimi , müreffeh bir Müslüman demokrasi ile ittifak içinde olduğu için memnun – bu, bölge için bir kurtuluş ışığı sayılabilir. Türkiye’nin hırslı dışişleri bakanı, Ahmet Davutoğlu , ülkesinin Araplar için bir model olduğunu, çünkü demokrasinin kargaşa veya aşırılık değil, onur getirdiğini simgelediğini savunuyor. Egemen Bağış bu olayı şöyle ifade ediyor: “Mısır’a gidip bir camide namaz kılan birçok Müslüman lider vardır. Ve demokrasi hakkında konuşan birçok Batılı lider vardır. Erdoğan her ikisini de yaptı. ”
Türkiye , içinden geçtiği süreçte elinde bazı kozlar tutuyor.. Ama bir karşılıklı bağımlılık var. Açık sözlülükle ifade edilebilir ki, Obama’nın seçilmesinden, hiçbir dünya lideri, Türk başbakanının sağlayacağı kadar büyük bir yarar sağlayamayacaktır.
(İgnatius, tanınmış bir köşe yazarıdır. Makale 11 Haziran 2012 de Lübnan Daily Star’da yayınlandı.)
ÇEVİRİ: Altan YAZICI

Önceki İçerik"SURİYE! Suyumu Bulandırıyorsun!" / Banu AVAR
Sonraki İçerikKANLI BAHAR! KURBANLAR VE CANİLER!
2009’da Avrasya TV'de DÜNYA DÜZENİ adlı haber programını yaptı. 2004-2008 arasında TRT'de ‘SINIRLAR ARASINDA’ Haber Belgesel Programının yapımcısıydı. Londra City University televizyon bölümünde yüksek lisans yapan ve BBC TV Belgesel kurslarını bitiren Banu Avar BBC Türkçe bölümünde yapımcı ve sunucu olarak çalışmış, TRT’nin Londra muhabirliğini üstlenmiş; Günaydın, Vatan, Dünya, Politika gibi gazetelerde muhabir olarak çalışmış ve birçok dizi yazıya imza atmıştır. TRT 1 ve TRT 2’de yapımcılığını, yönetmenliğini ve sunuculuğunu üstlendiği "Mozaik" ve "Kaleideskop" programları yayınlanmıştır. "32. Gün" programının ilk yıllarında programın Londra muhabirliğini yapmış ve Kıbrıs, Demirkırat gibi belgesellerde yapımcı, araştırmacı olarak görev almıştır. BEN SEZAR (‘I, Ceasar’), KIRIM SAVAŞI (‘Crimean War’), BÜYÜK OYUN ‘The Great Game’ ve TRUVA ‘Troy’ gibi BBC ve Discovery Channel belgesellerinin künyesinde Türkiye prodüktörü olarak yer almıştır. 1999’da TV8’in belgesel bölümünü kurmuş, 2004’e kadar 30’dan fazla belgesele imza atmıştır. 2004 yılında -Attila İlhan ve Erol Manisalı ile birlikte- işine son verilmiştir. Denizciler, Bir Zamanlar Kıbrıs’da, Artık BİZ DE varız!, Devlerin Savaş Alanı Afganistan, Türkiye Sevdalıları gibi belgesellerden OHRİ, GÜZEL OHRİ Makedonca’ya çevrilmiş ve Makedon Ulusal TV Kanalında bir çok kez gösterime girmiştir; Rıza oğlu Haydar ALİYEV belgeseli ise Azerbaycan Devlet Kanalında defalarca yayınlanmıştır. 2004 yılında yapımına başladığı; Balkanlar, Kafkasya, Orta Doğu, Orta Asya, Çin, Hindistan, Güney Amerika ve Avrupa’dan dosyalarla 82 ülkeden konuların yer aldığı Sınırlar Arasında belgeseli 2008 mayıs ayında ABD, İsrail, Gürcistan, İsveç Büyükelçilerinin şikayetleri sonucu yayından kaldırıldı.. Bu gerekçe TRT üst yönetimi tarafından beyan edilmiştir! Avar daha sonra, 2009 Şubat - Haziran arasında AVRASYA TV (ART)'de "DÜNYA DÜZENİ" adlı haber programını yaptı. Banu Avar, 2004-2008 yılları arasında 40'dan fazla kurumdan çeşitli ödüller ve plaketler almıştır. 8 kitabı bulunmaktadır: Sınırlar Arasında (2006) Avrasyalı Olmak (2007) Hangi Avrupa (2007) ‘Böl ve Yut!’ (2008) Hangi Dünya Düzeni (2009) Kaçın Demokrasi Geliyor (2010) Gün O Gündür (2012) Zemberek (2016)

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz