Kraliçeye Biat Etmek!

0
6110

Önde İngiltere Kraliçesi ve Gazi Paşa’nın İngilizlerden kurtardığı Vatan’ın bugünkü Cumhurbaşkanı. Şatafatlı muhafız alayının eşliğinde atlı araba konvoyunda, onları Prens Philip’le ‘First Lady’ izliyor. Konvoyun üçüncü atlı arabasında rüyada olduğunu sanan Ali Babacan ve eşi… Fonda İstiklal Marşının nağmeleri!

Aslında tarihte bu sahne binlerce kez yaşandı. Kraliyet ziyaretçilerinin gözleri, yüzyıllardır şaşaalı karşılamalarla kamaştırılırdı. Bu kamaşmadan sonra İngilizler, Hindistan’da, Afganistan’da, Pakistan’da, Bangladeş’te, Güney Asya’da ve tabii Ortadoğu’da pohpohladıkları liderlere acımasız ‘elveda’lar yaşattılar. Elleri büyük gözleri kör olanlar yaklaşan felaketi anlamadılar. Hediyeler, madalyalar, İngiliz zırhlılarında kraliçeyle şakalaşmalar, işin efsunlu ismi buydu. İngilizler bu işin üstadıdırlar!

İngiliz yayınlarını dikkatle izleyin. Artan iltifatların altını çizin. Takılan madalyaların anlamını çözün! Çözmekle yetinmeyin, ‘çözdürmek’ için elinizden geleni yapın.

Bu şatafatlı karşılama ortalama Türk insanını hedef alıyor. Türk milletine bol balonlu, ip cambazlı, hokkabazlı bir gösteri sunuluyor.

İşsiz, aç, fabrikaları kapalı, kültürü tarumar edilmiş olabilirsiniz ama kraliçe diyor ki, ‘Lideriniz Buckingham Sarayında misafirimiz!’ Ve İngiliz gazeteleri, aylardır pompalıyor, ‘örnek ülke Türkiye’ haberini.

Daily Telegraph, ‘Türkiye bölgede istikrar gücü olarak hareket etme potansiyeline sahip!’ diyor.

Bu cümleyi tercüme etmek gerekiyor.

Bölge kan içinde, bölge etnik ve dini bölücülerin elinde… Arkalarında Amerika ve İngiltere! Bölge petrol denizi üstünde. O halde bütçesi dar ABD ve İngiltere, ucuz yoldan el koymalı bölgeye… Bunun tek yolu, güçlü ordusu ile bölgede ‘hareket kabiliyetine sahip’ Türkiye!
‘Bölgedeki istikrar gücü’ diyor gazete!

Onların dilinde ‘istikrar’, Iraklı, Afganistanlı, Libyalı için tecrübeyle sabit olan KAN demektir.

Türkiye bölge jandarması olursa, yedi düvel için kanını ve canını verir.

John’lar Smith’ler ölmez, küresel sırtlanların önünü temizleyecek olan Türkiye’dir.

Hillary, Suriye’yi Türkiye’ye ihale ettiğini ilan etmiştir.

İçerde borazancıbaşı yaptığı köşe gazetecilerine ‘Suriye’yi işgal edelim!’ ‘Esad’ı parçalara ayıralım!’ Libya’daki gibi halkı kana bulayıp, ‘besleme eşkıyalara madalya takalım!’ dedirtir. Diyenlere hediyeler verir, bu medya kuşlarını Buckingham bahçesinde ağırlar.
Üst yönetimi kara sularımıza demir atan zırhlısına çağırır.

Şimdi gözleri kamaşmış, kasabalı bir grup, İngiliz yandaşı Osmanlı artıklarıyla Buckingham’da buluşup, kendilerini Abdülmecit efendinin torunu olarak hayal edecekler, saraydan dönerken havaya girip, Hürrem dizisinden öğrendikleri Osmani dille birbirlerine ‘latife’ edecekler.

Dünyanın tek emperyalist gücü olmak için çatışan Rothshild ve şürekası bölge haritasını 100 yıl önce çıkarmıştı. O zaman kazaya geldi bir GAZİ PAŞA çıktı. Şimdi İngilizler çok daha dikkatliler. Bölge jandarmalarının ruh haritalarından eminler.

Komprador ne demekti! İspanyol tacirleri yerli halkla uğraşmamak için sömürge ülkelerde yerlilerden işbirlikçi seçerdi.

Seçilmiş olanlara Komprador denirdi. Bizim kompradorlarımız ağababalarının sarayları, sindrella arabaları, kraliçenin muhafız alayı ile efsunlandılar. Zamanı gelince o çorapla boğulacaklar. İnanmazlarsa tarihi karıştırsınlar!

Daily Telegraph gazetesinin bugünkü yazısından fışkıran riya, Türk milletinin başına geleceklerin büyüklüğünü gösterir encamda.

‘Türkiye siyasi çalkantılarını geride bıraktı. Son yıllarda modern demokratik bir devlet olma yolunda dev adımlar attı’ diye yazıyor.

Ülkenin tüm değerleri yabancılara satılmış ve yüzde 15’i işsiz… Ordusu ve istihbarat servisleri dağıtılmış, hapishaneleri adam almıyor. Alınanlar yargılanmıyor. Ülkenin istihbarat servisinin en değerli ve kıdemli adamlarından biri, önce ‘beni öldürecekler!’ deyip ardından tutukevinde can veriyor.

Türkiye’nin en değerli araştırmacıları, gazetecileri, terör uzmanları, subayları zindana atılıyor ve yıllarca gün yüzü görmüyor. Ülkenin kurumları darmadağın ediliyor. Herkes dinleniyor, izleniyor…

Ama demokrasi aşığı İngiltere için Türkiye şimdi ‘modern demokratik bir ülke’! Türkiye’yi hiç övmediği kadar çok övüyor! Ve Türkiye’nin gelişmesini tek bir sebebe bağlıyor: O ne mi?

Okuyun:

‘Ilımlı İslam devleti, hızlı ekonomik büyümeyi sağlayan unsurdur’ ve gazeteye göre, ‘Türkiye, İslam’ın demokrasiyle uyumluluğunu kanıtlayan mucize ülkedir.’ Ve işte bu yüzden ‘Müslüman dünyaya rakipsiz Örnektir’!

Bu fışkıran yağdan sonra gazete ‘gerçeklere’ değinmeden edemiyor. Yazının sonunda ağzından kaçırıyor:

‘Batının çıkarı için hedef…’ diyor, ‘HALA DEĞERLİ BİR MÜTTEFİK OLDUĞU KONUSUNDA TÜRKİYE’NİN GÜVENİNİ TAZELEMEK!”

Tazeledikten ve cilaladıktan sonra birkaç madalya, birkaç saray yemeği ve ertesi gün İngiltere başbakanının karşısındaki koltukta işin gerçeği!

‘İsrail ve Türkiye el ele bölgede jandarmalığımızı yapacak!’

Petrol, madenler, doğal gaz ve SU kaynakları denetimimizde olacak!

Amerikalılar fazla yol katetti, İngilizler de payını alacak!’

Onlar pazarlık ededursun bu millet hep son anda ‘yetti gari’ der. Haçlılardan çektiğini unutmaz, emperyalizmi reddeder.

Bu filmi görmüştük. Geçen yüzyıl başıydı.

Şimdi bir kez daha emperyal kan oyunları apaçık ortada.

İzlenmesi gereken yol haritası da…

Banu AVAR

22 Kasım 2011

 

 

 

Önceki İçerikSahte muhalefetin şifresi: 'İnsan hakları, özgürlük ve demokrasi'! / Banu AVAR
Sonraki İçerikDün: 'ABD Gözdesiydi'… Bugün: 'Güvenilmez Müttefik'! / Banu AVAR
2009’da Avrasya TV'de DÜNYA DÜZENİ adlı haber programını yaptı. 2004-2008 arasında TRT'de ‘SINIRLAR ARASINDA’ Haber Belgesel Programının yapımcısıydı. Londra City University televizyon bölümünde yüksek lisans yapan ve BBC TV Belgesel kurslarını bitiren Banu Avar BBC Türkçe bölümünde yapımcı ve sunucu olarak çalışmış, TRT’nin Londra muhabirliğini üstlenmiş; Günaydın, Vatan, Dünya, Politika gibi gazetelerde muhabir olarak çalışmış ve birçok dizi yazıya imza atmıştır. TRT 1 ve TRT 2’de yapımcılığını, yönetmenliğini ve sunuculuğunu üstlendiği "Mozaik" ve "Kaleideskop" programları yayınlanmıştır. "32. Gün" programının ilk yıllarında programın Londra muhabirliğini yapmış ve Kıbrıs, Demirkırat gibi belgesellerde yapımcı, araştırmacı olarak görev almıştır. BEN SEZAR (‘I, Ceasar’), KIRIM SAVAŞI (‘Crimean War’), BÜYÜK OYUN ‘The Great Game’ ve TRUVA ‘Troy’ gibi BBC ve Discovery Channel belgesellerinin künyesinde Türkiye prodüktörü olarak yer almıştır. 1999’da TV8’in belgesel bölümünü kurmuş, 2004’e kadar 30’dan fazla belgesele imza atmıştır. 2004 yılında -Attila İlhan ve Erol Manisalı ile birlikte- işine son verilmiştir. Denizciler, Bir Zamanlar Kıbrıs’da, Artık BİZ DE varız!, Devlerin Savaş Alanı Afganistan, Türkiye Sevdalıları gibi belgesellerden OHRİ, GÜZEL OHRİ Makedonca’ya çevrilmiş ve Makedon Ulusal TV Kanalında bir çok kez gösterime girmiştir; Rıza oğlu Haydar ALİYEV belgeseli ise Azerbaycan Devlet Kanalında defalarca yayınlanmıştır. 2004 yılında yapımına başladığı; Balkanlar, Kafkasya, Orta Doğu, Orta Asya, Çin, Hindistan, Güney Amerika ve Avrupa’dan dosyalarla 82 ülkeden konuların yer aldığı Sınırlar Arasında belgeseli 2008 mayıs ayında ABD, İsrail, Gürcistan, İsveç Büyükelçilerinin şikayetleri sonucu yayından kaldırıldı.. Bu gerekçe TRT üst yönetimi tarafından beyan edilmiştir! Avar daha sonra, 2009 Şubat - Haziran arasında AVRASYA TV (ART)'de "DÜNYA DÜZENİ" adlı haber programını yaptı. Banu Avar, 2004-2008 yılları arasında 40'dan fazla kurumdan çeşitli ödüller ve plaketler almıştır. 8 kitabı bulunmaktadır: Sınırlar Arasında (2006) Avrasyalı Olmak (2007) Hangi Avrupa (2007) ‘Böl ve Yut!’ (2008) Hangi Dünya Düzeni (2009) Kaçın Demokrasi Geliyor (2010) Gün O Gündür (2012) Zemberek (2016)

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz