#94-Kıbrıs Barış Harekatı ve Bugün!

0
326

Yıl 1974 Türkiye Kıbrıs’taki katliama dur dedi. Adaya asker çıkardı. Harekâttan önce başkent Lefkoşa ortasından ikiye bölünmüştü. Magosa ve kırsal alanlardaki Türkler tam anlamıyla kuşatma ve tecrit altında yaşıyordu. Seyahat EDEMİYORLARDI. Ticaret ve üretim Rumların kontrolündeydi. Büyük yoksulluk ve yokluk içindeydiler. Baskınlar, suikastlar, adam kaçırmalar, dayak, şiddet, işkence ‘ADİ VAKA’ SAYILIYORDU.

Batılı devletler, 300 yıllık Osmanlı idaresinin ardından Kıbrıs’ın bir Rum adası olması için büyük gayret gösterdiler. Amerikan Başkanı Roosevelt, bu adayı elinde bulunduran gücün, Ortadoğu Kafkaslar ve Balkanları kontrol edeceğini söylemişti.

YILLAR SONRA BİR BAŞKA AMERİKAN BAŞKANI BUSH “ORTADOĞUNUN ANAHTARI KIBRIS’TADIR” DEMİŞTİ.

Avrupa Birliği Belgelerinde tek bir Cumhuriyetin adı geçmekteydi: Kıbrıs Cumhuriyeti!

Adayı Rumlar temsil edecekti.

Adanın yarısı Avrupa Birliği Hukuku ihlal edilerek Birliğe alınmış ve bir bütün olarak kabul edilmişti. “Sınırlar Arasında” belgeselini yaparken çeşitli ülkelerin en üst düzey yetkililerine aynı soruyu sormuş, hep aynı sessizlikle karşılaşmıştım.

“Avrupa Birliği Yasalarına göre problemli ülkeler birliğe kabul edilemez ama Kıbrıs’ta bu böyle olmadı. Sorunları olan iki toplumlu bir adanın bir tarafı Birliğe kabul edildi. Bu AB Yasalarının ihlali anlamı taşımıyor mu?” diye soruyordum.

Onlar da “evet hımmmm iç sorunlar var…” diyorlardı. Konuşma bitiyordu.

İç sorunu yaratan kendileriydi. İç sorun yaratmak için elinden geleni yapan Karen Fogları, Desotoları, Annanları nasıl unuturuz!

Yakın tarih, Kıbrıs’ta nasıl bir kumpas kurulduğunun örnekleriyle dolu!

1960’ta tarihin ilk bağımsız ‘Kıbrıs Cumhuriyeti’ kuruldu. Kurulduktan sadece 3 yıl sonra Cumhurbaşkanı Makarios, Türkleri ‘azınlık’ durumuna düşüren teklifi hazırladı.

Kendi devletinin anayasa mahkemesini yok sayarak Türklerin alınmadığı bir parlamento oturumunda teklifi onaylattı.

Birleşmiş Milletler, Rum yönetimini ödüllendirerek Kıbrıs’ın meşru hükümeti olarak tanıdığını açıkladı.

Türklere ölümlerden ölüm beğen politikası 1974’e kadar sürdü. Türkiye adadaki katliama müdahale etti.

Rauf Denktaş sık sık şu cümleyi tekrarlardı:BATI ‘Barış Harekâtı’nı AFFETMEDİ!

Tıpkı Kurtuluş Savaşı’nı unutamadıkları gibi!

15 Kasım 1983’de, KUZEY KIBRIS TÜRK CUMHURİYETİ kuruldu. Ve Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi bu devleti ayrılıkçı bir hareket olarak tanımladı!

1990’da Kıbrıs Rum Yönetimi “Kıbrıs” adına Avrupa Birliği’ne üyelik için başvurdu. Ve işlemler derhal başlatıldı.

1994’te Kıbrıs Rum Yönetimi Avrupa Birliği Adalet Divanına başvurdu. Ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetine ambargo kararı aldırdı.

Bir yıl sonra 1995’te Avrupa Parlamentosu, Türkiye’yi korkunç bir ekonomik tıkanmaya götürecek Gümrük Birliği Protokolünü onayladı ve akabinde Kıbrıs konusunda oy birliğiyle bir karar aldı: “Türk Hükümeti işgal altında tuttuğu Kıbrıs topraklarından çekilmelidir.”!

AB, Türkiye’den “Ada’nın askersizleştirilmesini” istiyor. Her yıl kararları yeniliyordu, aynı anda Kıbrıs Rum kesimini sürekli silahlandırdı, Yunanistan’a Ege’deki Türk adalarına el koyması için güç verdi.

Ve Türkiye’yi yönetenler tüm bunları hoş gördü. Çünkü önünde sallanan havuç gözlerini kör etmişti: Avrupa Birliği üyeliği!

Bunca haksızlık itilip kakılmayı hoş görüyor hatta Avrupa baronlarını haklı çıkarıyordu.

Amerikan milli güvenlik konseyi eski üyelerinden Prof. Joseph NYE, ‘havuç ve sopa’ diplomasisini anlatır. Hedef ülkenin önüne bir amaç konacaktır. Bu bir cazibe merkezi yaratma oyunudur. Hedef devleti hipnotize etmektir.

Kıbrıs politikamız bu bayat havuç yüzünden zora girmiştir.

Batı kendi çıkarları neyi gerektiriyorsa o yönde hareket eder ve içeride devşirdiği adamlarla hedefine ilerler.

Kıbrıs Barış Harekâtı gibi hesapta olmayan durumlarla karşılaşırsa ekonomik, sosyal kaoslar tezgâhlar, ambargolar koyar, sahneye ASALA’yı, PKK’yı çıkarır. Hedef ülkede kendisi için çalışan devşirme siyasetçilerle ve devşirme aydınlarla halkı zehirler.

Kıbrıs Barış Harekâtı silahlı kuvvetlerin en büyük stratejik başarısıdır. 15 Kasım 1983 tarihinde KKTC devleti kurulmuştur. Ama Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ambargo altındadır. Sivil toplum adı altında çeşitli istihbarat örgütlerinin halkı yıpratma çalışmaları yıllardır sürmektedir. Türkiye ve Kıbrıs’taki ihanet odakları yaptığımız röportajlarda kendilerini açıkça ifade etmişlerdir.

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinin bekası Avrupa Birliği ve Amerika’yı yöneten küresel baronlara teslim olmayan yönetimlere bağlıdır. Aynı çıkarları paylaştığımız ülkelerle işbirliklerimizi geliştirmemize ve dengeli politik duruş sergilememize bağlıdır. Şirazesi sürekli kayan bir Türkiye silahlı kuvvetlerin sahadaki kazançlarını masalarda kaybetmeye devam edecektir. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti dağılmaya yüz tutmuş Avrupa Birliği aşkına feda edilemez!

“Hangi Avrupa?” sorusunu sormayı unutmayın!

Banu AVAR, 20 Temmuz 2023

 

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz